<?xml version="1.0" encoding="latin5"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Timuçin Esen Fan Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.timucinesen.org/</link>
		<description><![CDATA[Timuçin Esen Fan Sitesi - http://www.timucinesen.org]]></description>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 01:09:02 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[farklı olanı farkedenlerin mekanı]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=495</link>
			<pubDate>Thu, 25 Dec 2008 19:05:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator>ay80</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=495</guid>
			<description><![CDATA[site adı vemek yasak..<br />
/index.php?mforum=timucinesenfanforum&amp;sid=2b279c7258ac6c62d3d2f09f71175138]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[site adı vemek yasak..<br />
/index.php?mforum=timucinesenfanforum&amp;sid=2b279c7258ac6c62d3d2f09f71175138]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Timuçin'in Güneşi Gördüm Hakkındaki Yorumu]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=494</link>
			<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 11:46:29 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Rojar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=494</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.gunesigordum.com/afis.jpg" border="0" alt="[Resim: afis.jpg&#93;" /><br />
Tümuçin Esen,Türkiyenin En Büyük Film  Projesi Olan Güneşi Gördüm Filminin Fragmanını İzledikten Sonra Süper  Bir Film Olduğunu Söyledi.<br />
Güneşi Gördümün Görüntü Kalitesininde Yabancı Filmlere Benzediğini Belirten Timuçin Esen Güneşi Gördümün Gerçekten Çok Güzel Bir Film Olacağını Belirtti.Helikopterli Sahnelerin ve Çatışma Sahnelerini Gören Timuçin Esen Galaya Katılacağını Belirtti.Toplumsal Bir Film Olduğu İçin Filmi Beğenenen Timuçin Esen Mahsun Kırmızıgül'ü Kutladı.<br />
<br />
Timuçin Esenin Beğendiği Güneşi Gördümün Fragmanını İzlemek İçin <a href="http://www.gunesigordum.com/gunesigordum" target="_blank">http://www.gunesigordum.com/gunesigordum</a> Sitesinde İzleyebilirsiniz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.gunesigordum.com/afis.jpg" border="0" alt="[Resim: afis.jpg]" /><br />
Tümuçin Esen,Türkiyenin En Büyük Film  Projesi Olan Güneşi Gördüm Filminin Fragmanını İzledikten Sonra Süper  Bir Film Olduğunu Söyledi.<br />
Güneşi Gördümün Görüntü Kalitesininde Yabancı Filmlere Benzediğini Belirten Timuçin Esen Güneşi Gördümün Gerçekten Çok Güzel Bir Film Olacağını Belirtti.Helikopterli Sahnelerin ve Çatışma Sahnelerini Gören Timuçin Esen Galaya Katılacağını Belirtti.Toplumsal Bir Film Olduğu İçin Filmi Beğenenen Timuçin Esen Mahsun Kırmızıgül'ü Kutladı.<br />
<br />
Timuçin Esenin Beğendiği Güneşi Gördümün Fragmanını İzlemek İçin <a href="http://www.gunesigordum.com/gunesigordum" target="_blank">http://www.gunesigordum.com/gunesigordum</a> Sitesinde İzleyebilirsiniz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[timuçin "LOST" ile dönüyor...]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=493</link>
			<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 18:36:38 +0200</pubDate>
			<dc:creator>biopelin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=493</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar bugün Star gazetesinin yazdığına göre Timuçin Esen Lost dizisinin Türk versiyonu "GÖL" adlı bir dizi ile aramıza dönüyor..Dizi TRT ' de yayınlanacakmış ve başrol kadın oyuncusu Seda Akman imiş..Tim; dizide Josh Halloway 'in oynadığı Sawyer karakterini oynayacakmış..Ama tüm senaryo birebir Lost  ile aynı olmayacakmış..<br />
Güldünya fiyaskosundan sonra umarım bu haber de boş çıkmaz ve biran önce Timi ekranda görürüz..<img src="http://www.timucinesen.org/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><hr />
TRT izlenme rekorları kıran Lost’un yerlisini çekmek için kolları sıvadı. İznik Gölü kıyısında çekilecek ‘Göl’ adlı dizi için Timuçin Esen, Seda Akman ve Arda Kural gibi oyuncuların isimleri geçiyor. <br />
<br />
<br />
DÜNYADA milyonlarca kişi tarafından izlenen Amerikan dizisi Lost’un bir benzerini çekmek için TRT harekete geçti. Ankaralı genç yönetmenler Enver Özüstün, Bengli Aslan’ın 6 ay süren çekimlerin ardından TRT’ye sunduğu 13 bölümlük ‘Göl’ dizisine onay çıktı. Yerli Lost’un çekimleri ağırlıklı olarak İznik Gölü kıyılarında yapılacak. Göl’ün çekim serüveni, Bursa İznik, Ankara Kızılırmak ve son olarak Bolu Topuklu vadisinde sürecek. Seti Amerikan dizisine oldukça benzeyen yerli yapımın konusu ise biraz farklı. <br />
<br />
KONULAR AYNI OLMAYACAK <br />
<br />
DİZİNİN konusu şöyle olacak; Gölün altında olduğuna inanılan sualtı kentinde İznik’in simgesi olan çinilerden birinde ölümsüzlük madeni bulunur. Bunu ele geçirmeye çalışan kişiler harekete geçer. Ancak bir süre sonra doğaüstü olaylar meydana gelmeye başlar. Bu olayları araştırmaları için belediye başkanı tarafından çağrılan ekibin etrafını kendilerinin bile çözemeyeceği sırlarla dolu olaylar zinciri sarmaya başlar. <br />
<br />
DÜŞÜK BÜTÇEYLE ÇEKİLECEK <br />
<br />
45 dakikalık bölümler halinde çekilecek dizinin senaryosu gereği aynı Amerikan dizisi Lost’taki gibi bir grup genç oyuncu başrolleri paylaşacak. Yapımcı Sinema Sanat Merkezi’nin düşündüğü ilk isimler arasında beğenilen oyuncu Timuçin Esen’in yanı yanı sıra Hakan Eratik, Arda Kural, Seda Akman,Ezgi Asaroğlu bulunuyor. Lost’un yalnızca Amerikan ABC kanalında 2004 yılında yayınlanan ilk bölümü 5 milyon dolara mal olurken, Göl dizisi için TRT’nin ayırdığı bütçe daha mütevazi olacak. Yakında çekimlerine başlanacak dizinin yaz döneminde TRT 1’de yayına gireceği belirtiliyor. İHA / ANKARA<br />
alıntıdır...STAR GAZETESİ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar bugün Star gazetesinin yazdığına göre Timuçin Esen Lost dizisinin Türk versiyonu "GÖL" adlı bir dizi ile aramıza dönüyor..Dizi TRT ' de yayınlanacakmış ve başrol kadın oyuncusu Seda Akman imiş..Tim; dizide Josh Halloway 'in oynadığı Sawyer karakterini oynayacakmış..Ama tüm senaryo birebir Lost  ile aynı olmayacakmış..<br />
Güldünya fiyaskosundan sonra umarım bu haber de boş çıkmaz ve biran önce Timi ekranda görürüz..<img src="http://www.timucinesen.org/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /><hr />
TRT izlenme rekorları kıran Lost’un yerlisini çekmek için kolları sıvadı. İznik Gölü kıyısında çekilecek ‘Göl’ adlı dizi için Timuçin Esen, Seda Akman ve Arda Kural gibi oyuncuların isimleri geçiyor. <br />
<br />
<br />
DÜNYADA milyonlarca kişi tarafından izlenen Amerikan dizisi Lost’un bir benzerini çekmek için TRT harekete geçti. Ankaralı genç yönetmenler Enver Özüstün, Bengli Aslan’ın 6 ay süren çekimlerin ardından TRT’ye sunduğu 13 bölümlük ‘Göl’ dizisine onay çıktı. Yerli Lost’un çekimleri ağırlıklı olarak İznik Gölü kıyılarında yapılacak. Göl’ün çekim serüveni, Bursa İznik, Ankara Kızılırmak ve son olarak Bolu Topuklu vadisinde sürecek. Seti Amerikan dizisine oldukça benzeyen yerli yapımın konusu ise biraz farklı. <br />
<br />
KONULAR AYNI OLMAYACAK <br />
<br />
DİZİNİN konusu şöyle olacak; Gölün altında olduğuna inanılan sualtı kentinde İznik’in simgesi olan çinilerden birinde ölümsüzlük madeni bulunur. Bunu ele geçirmeye çalışan kişiler harekete geçer. Ancak bir süre sonra doğaüstü olaylar meydana gelmeye başlar. Bu olayları araştırmaları için belediye başkanı tarafından çağrılan ekibin etrafını kendilerinin bile çözemeyeceği sırlarla dolu olaylar zinciri sarmaya başlar. <br />
<br />
DÜŞÜK BÜTÇEYLE ÇEKİLECEK <br />
<br />
45 dakikalık bölümler halinde çekilecek dizinin senaryosu gereği aynı Amerikan dizisi Lost’taki gibi bir grup genç oyuncu başrolleri paylaşacak. Yapımcı Sinema Sanat Merkezi’nin düşündüğü ilk isimler arasında beğenilen oyuncu Timuçin Esen’in yanı yanı sıra Hakan Eratik, Arda Kural, Seda Akman,Ezgi Asaroğlu bulunuyor. Lost’un yalnızca Amerikan ABC kanalında 2004 yılında yayınlanan ilk bölümü 5 milyon dolara mal olurken, Göl dizisi için TRT’nin ayırdığı bütçe daha mütevazi olacak. Yakında çekimlerine başlanacak dizinin yaz döneminde TRT 1’de yayına gireceği belirtiliyor. İHA / ANKARA<br />
alıntıdır...STAR GAZETESİ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Pizza mı hamBuRqeR mi?]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=489</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 08:27:53 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=489</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #9400D3;"><span style="font-size: xx-large;"><span style="font-family: Courier;"><div style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;">HaNgİsİ????????????????</span></span></span></div></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #9400D3;"><span style="font-size: xx-large;"><span style="font-family: Courier;"><div style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;">HaNgİsİ????????????????</span></span></span></div></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eurovısıona Gidebiliriz Ama..]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=488</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 08:24:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=488</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;">[font=Impact&#93;<span style="color: #FF69B4;"><span style="font-size: large;"><div style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;"><img src="http://www.hizliresim.com/2008/11/24/5197.jpg" border="0" alt="[Resim: 5197.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
ÖYKÜ-BERK İLK ALBÜMLERİ 'KISMET'İ UFAK BİR YENİLİKLE TEKRAR PİYASAYA SÜRDÜ. İKİLİ: ALBÜM PİYASADA YOKTU. YAPTIĞIMIZ İŞE SAHİP ÇIKMAK İSTEDİK. BU KANDIRMA OLARAK ALGILANMASIN! YAKINDA YENİ ŞARKILARLA BİR ALBÜM ÇIKARACAĞIZ..<br />
<br />
Yollarına Pasaj Müzik ile devam etme kararı alan Öykü-Berk Kardeşler, 'Aman Geze Geze' isimli şarkıyı da ekleyerek 'Kısmet' isimli albümlerini yeniden piyasaya çıkardı. 11 şarkıdan oluşan albümle ilgili konuşmak için Öykü ve Berk'le biraraya geldiğimizde ortaya 'birbirini yiyen'değil, birbiriyle çok iyi anlaşan iki kardeş çıktı. Öyle ki; fotoğraf çekimleri sırasında Öykü, Berk'e makyaj yaptı. Röportaj sırasında da Berk, Öykü'nün sözleri yanlış anlaşılmasın diye sık sık araya girip kardeşini korudu. İşte iki kardeşin anlattıkları:<br />
<br />
* Sizden herkes yeni bir albüm bekliyordu. Ama siz aynı albümü revize edip çıkardınız. Neden?<br />
Berk: Biz, yapım şirketimize bağlı hareket ediyorduk. Ancak onlarla bağımız koptu. Albümümüz piyasada tükendi. Başka kopya da basılmadı. Yani Öykü ve Berk albümünü istediğinizde bulamıyordunuz. Bu sırada Pasaj Müzik'le anlaştık. Ama 'Kısmet' de piyasada olmalıydı. Biz de 'Aman Geze Geze' şarkısını da içine ekleyip, tekrar çıkarmaya karar verdik,<br />
Öykü: Bu albümümüze sahip çıkmak istedik. Çünkü sadece tüketime yönelik 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' single'ı yapmadık. Yakın zamanda yeni şarkılarla da albüm çıkaracağız. Bu kandırma olarak algılanmasın!<br />
<br />
* 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' şarkısıyla tanındınız. Ama albümde başka şarkılar da var. Bu bir haksızlık değil mi?<br />
Berk: Aslında bizim klibini ilk çekmek istediğimiz şarkı; 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' değildi. Biz o albümdeki tüm parçaları aynı şekilde kayıt ettik. Bir tanesini de kamuoyu yoklaması açısından internete koyalım dedik. O da 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' oldu. İnsanlar nasıl bir müzik yaptığımızı anlasınlar istedik. Yoksa 'Bir plak şirketi arıyoruz, bize albüm yapılsın' diye koymadık. Çünkü 'İnternetten ünlü olan grup' gibi bir şeyle gelindi bize.<br />
<br />
* Birbirinizden bağımsız işler de yapacak mısınız?<br />
Berk: Tabii ki. Akademik anlamda birbirimizden bağımsız olarak yol aldık. Öykü, İTÜ'de Türk Sanat Musikisi okudu. Onun böyle bir albüm yapma durumu var. Ben de küçüklükten beri istediğim gitar albümü yapmak istiyorum. Bunu da fanatikleriniz oluştuktan sonra yapabilirsiniz ancak.<br />
<br />
* Artık popülersiniz. İşleriniz kolaylaştı mı?<br />
Öykü: Aslında işimiz zor... 'Bir tane Evlerinin Önü Boyalı Direk yapalım da ortalık patlasın' diye anamızın karnından çıkmadık. Bundan sonraki hedefimiz de 'Aman bir tane daha yapalım da patlatalım ortalığı' değil! İnsanlar aynı şeyleri görmekten sıkıldı. Bizden sonra büyük halka küpeler takan, şarkıların arasına Latin erkek vokali koyan şarkıcılar var. Artık Latin saçlar, esmerlik dalgası, kırmızı giyinme durumu var. Bunda etkimiz olduğunu düşünüyorum.<br />
Berk: Bu yaz bir sürü insan, bir sürü albüm çıkardı. Ama biz de sahnelerden hiç inmedik. Çünkü canlı performans yapıyoruz. Rock grupları da bizim gibi... Onun dışında Türk popüler müziğinde iki dansçı kız çıkarmadan, darbuka almadan performans yapacak insan sayısı beştir.<br />
<br />
* Eurovision'a katılmnız için teklif gelse kabul eder misiniz?<br />
Öykü: Gitmemizi isteyen çok fanımız var. Ama orada siyasi görüşler önemli olduğu için uzak dururum. Böyle bir teklif gelse 'Evlerinin Önü Boyalı Direk'i çıkıp İngilizce söylemem. Sertab Erener başarılı ayrı... Ben müziği anlatmaktan yanayım. Bu da sözle olmuyor.<br />
<br />
* Siz kimlerin müziğini dinliyorsunuz?<br />
Öykü: Bedük, İsmail Hakkı Demircioğlu, İzzet Altınmeşe... Bedük'ün müzik tarzını kendine yakıştırdığını düşünüyorum. Beslenmek için dinledğimiz sanatçılar ise hep eskiler.<br />
Berk: Zeki Müren dinliyoruz. 50 yaş üstü dinler ama biz seviyoruz. </span></span></span></div></span></span></span>[/font&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;">[font=Impact]<span style="color: #FF69B4;"><span style="font-size: large;"><div style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;"><img src="http://www.hizliresim.com/2008/11/24/5197.jpg" border="0" alt="[Resim: 5197.jpg]" /><br />
<br />
<br />
ÖYKÜ-BERK İLK ALBÜMLERİ 'KISMET'İ UFAK BİR YENİLİKLE TEKRAR PİYASAYA SÜRDÜ. İKİLİ: ALBÜM PİYASADA YOKTU. YAPTIĞIMIZ İŞE SAHİP ÇIKMAK İSTEDİK. BU KANDIRMA OLARAK ALGILANMASIN! YAKINDA YENİ ŞARKILARLA BİR ALBÜM ÇIKARACAĞIZ..<br />
<br />
Yollarına Pasaj Müzik ile devam etme kararı alan Öykü-Berk Kardeşler, 'Aman Geze Geze' isimli şarkıyı da ekleyerek 'Kısmet' isimli albümlerini yeniden piyasaya çıkardı. 11 şarkıdan oluşan albümle ilgili konuşmak için Öykü ve Berk'le biraraya geldiğimizde ortaya 'birbirini yiyen'değil, birbiriyle çok iyi anlaşan iki kardeş çıktı. Öyle ki; fotoğraf çekimleri sırasında Öykü, Berk'e makyaj yaptı. Röportaj sırasında da Berk, Öykü'nün sözleri yanlış anlaşılmasın diye sık sık araya girip kardeşini korudu. İşte iki kardeşin anlattıkları:<br />
<br />
* Sizden herkes yeni bir albüm bekliyordu. Ama siz aynı albümü revize edip çıkardınız. Neden?<br />
Berk: Biz, yapım şirketimize bağlı hareket ediyorduk. Ancak onlarla bağımız koptu. Albümümüz piyasada tükendi. Başka kopya da basılmadı. Yani Öykü ve Berk albümünü istediğinizde bulamıyordunuz. Bu sırada Pasaj Müzik'le anlaştık. Ama 'Kısmet' de piyasada olmalıydı. Biz de 'Aman Geze Geze' şarkısını da içine ekleyip, tekrar çıkarmaya karar verdik,<br />
Öykü: Bu albümümüze sahip çıkmak istedik. Çünkü sadece tüketime yönelik 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' single'ı yapmadık. Yakın zamanda yeni şarkılarla da albüm çıkaracağız. Bu kandırma olarak algılanmasın!<br />
<br />
* 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' şarkısıyla tanındınız. Ama albümde başka şarkılar da var. Bu bir haksızlık değil mi?<br />
Berk: Aslında bizim klibini ilk çekmek istediğimiz şarkı; 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' değildi. Biz o albümdeki tüm parçaları aynı şekilde kayıt ettik. Bir tanesini de kamuoyu yoklaması açısından internete koyalım dedik. O da 'Evlerinin Önü Boyalı Direk' oldu. İnsanlar nasıl bir müzik yaptığımızı anlasınlar istedik. Yoksa 'Bir plak şirketi arıyoruz, bize albüm yapılsın' diye koymadık. Çünkü 'İnternetten ünlü olan grup' gibi bir şeyle gelindi bize.<br />
<br />
* Birbirinizden bağımsız işler de yapacak mısınız?<br />
Berk: Tabii ki. Akademik anlamda birbirimizden bağımsız olarak yol aldık. Öykü, İTÜ'de Türk Sanat Musikisi okudu. Onun böyle bir albüm yapma durumu var. Ben de küçüklükten beri istediğim gitar albümü yapmak istiyorum. Bunu da fanatikleriniz oluştuktan sonra yapabilirsiniz ancak.<br />
<br />
* Artık popülersiniz. İşleriniz kolaylaştı mı?<br />
Öykü: Aslında işimiz zor... 'Bir tane Evlerinin Önü Boyalı Direk yapalım da ortalık patlasın' diye anamızın karnından çıkmadık. Bundan sonraki hedefimiz de 'Aman bir tane daha yapalım da patlatalım ortalığı' değil! İnsanlar aynı şeyleri görmekten sıkıldı. Bizden sonra büyük halka küpeler takan, şarkıların arasına Latin erkek vokali koyan şarkıcılar var. Artık Latin saçlar, esmerlik dalgası, kırmızı giyinme durumu var. Bunda etkimiz olduğunu düşünüyorum.<br />
Berk: Bu yaz bir sürü insan, bir sürü albüm çıkardı. Ama biz de sahnelerden hiç inmedik. Çünkü canlı performans yapıyoruz. Rock grupları da bizim gibi... Onun dışında Türk popüler müziğinde iki dansçı kız çıkarmadan, darbuka almadan performans yapacak insan sayısı beştir.<br />
<br />
* Eurovision'a katılmnız için teklif gelse kabul eder misiniz?<br />
Öykü: Gitmemizi isteyen çok fanımız var. Ama orada siyasi görüşler önemli olduğu için uzak dururum. Böyle bir teklif gelse 'Evlerinin Önü Boyalı Direk'i çıkıp İngilizce söylemem. Sertab Erener başarılı ayrı... Ben müziği anlatmaktan yanayım. Bu da sözle olmuyor.<br />
<br />
* Siz kimlerin müziğini dinliyorsunuz?<br />
Öykü: Bedük, İsmail Hakkı Demircioğlu, İzzet Altınmeşe... Bedük'ün müzik tarzını kendine yakıştırdığını düşünüyorum. Beslenmek için dinledğimiz sanatçılar ise hep eskiler.<br />
Berk: Zeki Müren dinliyoruz. 50 yaş üstü dinler ama biz seviyoruz. </span></span></span></div></span></span></span>[/font]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gülüldünya albümü çıktı]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=487</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 08:21:11 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=487</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/1850/6871850.jpg" border="0" alt="[Resim: 6871850.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin 13 ünlü kadın şarkıcısı, Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı için seslerini albümde birleştirdi.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin 13 ünlü kadın şarkıcısı, Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı için seslerini "Güldünya Şarkıları" adlı albümde birleştirdi.<br />
<br />
<br />
<br />
25 Kasım "Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son" gününde piyasaya çıkan albümde; Sezen Aksu'dan Ajda Pekkan'a, Nazan Öncel'den Emel Müftüoğlu'na, Zuhal Olcay'dan Nilüfer'e ve Şebnem Ferah'a kadar, her biri farklı bir kadın duyarlılığını anlatan, üçü yeni 14 şarkı söyledi.<br />
Türkiye&#8217;nin 13 ünlü kadın şanatçısı, seslerini kadına yönelik şiddete dikkat çekmek üzere, "Güldünya Şarkıları" adlı albüm için birleştirdi. Tüm dünyada "Kadına Yönelik Şiddete Son" günü olarak anılan 25 Kasım'da piyasaya çıkan albüm için Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nazan Öncel, Emel Müftüoğlu, Aynur, Zuhal Olcay, Aylin Aslım, Nilüfer, Şebnem Ferah, Şevval Sam, Rojin, Ayten Alpman ve Funda Arar, Türkiye'de ilk kez bu proje için bir araya geldi.<br />
Her biri farklı bir kadın duyarlılığını anlatan, üçü yepyeni 14 şarkıdan oluşan Albüm, şiddete karşı çıkan kadınların bir<br />
<br />
manifestosu niteliğinde. Sürprizi ise, 80&#8217;li yılların ortalarından itibaren, hakları için mücadele eden kadınların, sokaklarda, meydanlarda söyledikleri "Kadınlar Vardır" adlı marşın, albüme katkıda bulunan sanatçıların bir kısmı tarafından koro halinde söylenmesi.<br />
Yapımcılığını Hürriyet Kurumsal İletişim Direktörlüğü'nün üstlendiği ve tüm geliri Hürriyet Gazetesi'nin beş yıl önce temellerini attığı Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası çerçevesinde, İstanbul Valiliği'nin işbirliğiyle kurulan Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı&#8217;na aktarılacak olan Güldünya Şarkıları, başta bir namus cinayetine kurban edilen Güldünya Tören olmak üzere, tüm şiddet mağdurları için söylendi.<br />
<br />
Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı: (0212 veya 0549) 656 96 96<br />
<br />
25 Kasım'da DMC Müzik'ten piyasaya çıkan "Güldünya Şarkıları" albümünün adını, söylediği şarkıyla birlikte CD kitapçığına yazı da yazan Sezen Aksu koydu. Albümdeki "Kadınlar Vardır" adlı marşı, Nazan Öncel, Aylin Aslım, Aynur, Nilüfer, Zuhal Olcay, Sezen Aksu ve Rojin'den oluşan koro seslendirdi.<br />
<br />
"Kız çocuğu maskesi"ni sembol seçen Sezen Aksu, albüme adını veren "Güldünya" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Kadın Dediğin" adlı şarkıyı seslendiren Ajda Pekkan, "Kırık pudra kutusu"nu sembol seçti.<br />
<br />
/_np/0462/5350462.jpg"Leyla" adlı şarkıyı seslendiren Nazan Öncel, aile içi şiddeti "Kırmızı kırık topuklu ayakkabı"yla ifade etti.<br />
<br />
"Kırık Ruj"u sembol seçen Emel Müftüoğlu, "Adım Kadın" şarkısını seslendirdi.<br />
<br />
Albümdeki "Qumrike/Kumrucuk" şarkısını seslendiren Aynur, "Kırık kadın gözlüğü"nü sembol seçti.<br />
<br />
Zuhal Olcay, "Neyse" şarkısını seslendirirken "Kırık ayna"yla şiddeti ifade etti.<br />
<br />
Temsili resim olarak "Dökülmüş oje"yi seçen Aylin Aslım, "Karar Verdim" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Kırılmış camdan kalp"i sembol seçen Nilüfer, "Sanane Kimene" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Masum Değiliz" şarkısını seslendiren Şebnem Ferah, "Yaprakları koparılmış kırmızı gül"le şiddeti ifade etti.<br />
<br />
"Yırtık kadın elbisesi"yle şiddeti ifade eden Şevval Sam, "Kibritçi Kız" şarkısını söyledi.<br />
<br />
"Kopmuş inci kolye"yi sembol seçen Rojin, "Sil Baştan" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Ve Tanrı Aşkı Yarattı" adlı şarkıyı seslendiren Ayten Alpman, "Pırlantası düşmüş tektaş"la şiddeti ifade etti.<br />
<br />
"Kırık parfüm şişesi"ni sembol seçen Funda Arar, "Dünden Sonra Yarından Önce" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
Aile içi şiddetin sembolü<br />
<br />
Bitlis'te amcasının oğlunun tecavüzüne uğrayarak hamile kaldıktan sonra töre korkusuyla annesi ve babası tarafından İstanbul'a gönderilen Güldünya T., Şubat ayında İstanbul'da öldürülmüştü. Ailesi tarafından eski bir tanıdıklarının yanına gönderilen genç kadının iki erkek kardeşi F. ve İrfan, uzun süre izini takip ettikleri Güldünya'yı yol ortasında kurşunlamışlardı. Hastaneye kaldırılan genç kadının hâlâ yaşadığını haber alan iki genç, olaydan 12 saat sonra bir kez daha harekete geçmişler ve öldürücü darbeyi hastane odasında vurmuşlardı. Olay, gazetelere manşet olunca, günlerce konuşulmuş ve tüm Türkiye de tepki göstermişti. Güldünya ismi, aile içi şiddetin sembolü haline gelmişti.</span></div></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #800080;"><span style="font-size: medium;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/1850/6871850.jpg" border="0" alt="[Resim: 6871850.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin 13 ünlü kadın şarkıcısı, Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı için seslerini albümde birleştirdi.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin 13 ünlü kadın şarkıcısı, Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı için seslerini "Güldünya Şarkıları" adlı albümde birleştirdi.<br />
<br />
<br />
<br />
25 Kasım "Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son" gününde piyasaya çıkan albümde; Sezen Aksu'dan Ajda Pekkan'a, Nazan Öncel'den Emel Müftüoğlu'na, Zuhal Olcay'dan Nilüfer'e ve Şebnem Ferah'a kadar, her biri farklı bir kadın duyarlılığını anlatan, üçü yeni 14 şarkı söyledi.<br />
Türkiye&#8217;nin 13 ünlü kadın şanatçısı, seslerini kadına yönelik şiddete dikkat çekmek üzere, "Güldünya Şarkıları" adlı albüm için birleştirdi. Tüm dünyada "Kadına Yönelik Şiddete Son" günü olarak anılan 25 Kasım'da piyasaya çıkan albüm için Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nazan Öncel, Emel Müftüoğlu, Aynur, Zuhal Olcay, Aylin Aslım, Nilüfer, Şebnem Ferah, Şevval Sam, Rojin, Ayten Alpman ve Funda Arar, Türkiye'de ilk kez bu proje için bir araya geldi.<br />
Her biri farklı bir kadın duyarlılığını anlatan, üçü yepyeni 14 şarkıdan oluşan Albüm, şiddete karşı çıkan kadınların bir<br />
<br />
manifestosu niteliğinde. Sürprizi ise, 80&#8217;li yılların ortalarından itibaren, hakları için mücadele eden kadınların, sokaklarda, meydanlarda söyledikleri "Kadınlar Vardır" adlı marşın, albüme katkıda bulunan sanatçıların bir kısmı tarafından koro halinde söylenmesi.<br />
Yapımcılığını Hürriyet Kurumsal İletişim Direktörlüğü'nün üstlendiği ve tüm geliri Hürriyet Gazetesi'nin beş yıl önce temellerini attığı Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası çerçevesinde, İstanbul Valiliği'nin işbirliğiyle kurulan Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı&#8217;na aktarılacak olan Güldünya Şarkıları, başta bir namus cinayetine kurban edilen Güldünya Tören olmak üzere, tüm şiddet mağdurları için söylendi.<br />
<br />
Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı: (0212 veya 0549) 656 96 96<br />
<br />
25 Kasım'da DMC Müzik'ten piyasaya çıkan "Güldünya Şarkıları" albümünün adını, söylediği şarkıyla birlikte CD kitapçığına yazı da yazan Sezen Aksu koydu. Albümdeki "Kadınlar Vardır" adlı marşı, Nazan Öncel, Aylin Aslım, Aynur, Nilüfer, Zuhal Olcay, Sezen Aksu ve Rojin'den oluşan koro seslendirdi.<br />
<br />
"Kız çocuğu maskesi"ni sembol seçen Sezen Aksu, albüme adını veren "Güldünya" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Kadın Dediğin" adlı şarkıyı seslendiren Ajda Pekkan, "Kırık pudra kutusu"nu sembol seçti.<br />
<br />
/_np/0462/5350462.jpg"Leyla" adlı şarkıyı seslendiren Nazan Öncel, aile içi şiddeti "Kırmızı kırık topuklu ayakkabı"yla ifade etti.<br />
<br />
"Kırık Ruj"u sembol seçen Emel Müftüoğlu, "Adım Kadın" şarkısını seslendirdi.<br />
<br />
Albümdeki "Qumrike/Kumrucuk" şarkısını seslendiren Aynur, "Kırık kadın gözlüğü"nü sembol seçti.<br />
<br />
Zuhal Olcay, "Neyse" şarkısını seslendirirken "Kırık ayna"yla şiddeti ifade etti.<br />
<br />
Temsili resim olarak "Dökülmüş oje"yi seçen Aylin Aslım, "Karar Verdim" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Kırılmış camdan kalp"i sembol seçen Nilüfer, "Sanane Kimene" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Masum Değiliz" şarkısını seslendiren Şebnem Ferah, "Yaprakları koparılmış kırmızı gül"le şiddeti ifade etti.<br />
<br />
"Yırtık kadın elbisesi"yle şiddeti ifade eden Şevval Sam, "Kibritçi Kız" şarkısını söyledi.<br />
<br />
"Kopmuş inci kolye"yi sembol seçen Rojin, "Sil Baştan" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
"Ve Tanrı Aşkı Yarattı" adlı şarkıyı seslendiren Ayten Alpman, "Pırlantası düşmüş tektaş"la şiddeti ifade etti.<br />
<br />
"Kırık parfüm şişesi"ni sembol seçen Funda Arar, "Dünden Sonra Yarından Önce" adlı şarkıyı seslendirdi.<br />
<br />
Aile içi şiddetin sembolü<br />
<br />
Bitlis'te amcasının oğlunun tecavüzüne uğrayarak hamile kaldıktan sonra töre korkusuyla annesi ve babası tarafından İstanbul'a gönderilen Güldünya T., Şubat ayında İstanbul'da öldürülmüştü. Ailesi tarafından eski bir tanıdıklarının yanına gönderilen genç kadının iki erkek kardeşi F. ve İrfan, uzun süre izini takip ettikleri Güldünya'yı yol ortasında kurşunlamışlardı. Hastaneye kaldırılan genç kadının hâlâ yaşadığını haber alan iki genç, olaydan 12 saat sonra bir kez daha harekete geçmişler ve öldürücü darbeyi hastane odasında vurmuşlardı. Olay, gazetelere manşet olunca, günlerce konuşulmuş ve tüm Türkiye de tepki göstermişti. Güldünya ismi, aile içi şiddetin sembolü haline gelmişti.</span></div></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Video]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=486</link>
			<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 08:19:13 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=486</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #C71585;"><span style="font-size: x-large;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">evet arkadaşlar herkes istediği bir videoyu yükleyebilir...</span></div></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #C71585;"><span style="font-size: x-large;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">evet arkadaşlar herkes istediği bir videoyu yükleyebilir...</span></div></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cezalandırılanlar]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=484</link>
			<pubDate>Fri, 28 Nov 2008 17:27:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=484</guid>
			<description><![CDATA[BestelenViagra konularını saçma sapan açtığı için ve site adı verdiği için 6 aylığına cezalandırılmıştır <br />
<br />
ayrıca benim belki gözden kaçırdığım bazı üyeler olursa bana ö.m ile bildirirseniz sevinirim <br />
<br />
                                                  iyi akşamlar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BestelenViagra konularını saçma sapan açtığı için ve site adı verdiği için 6 aylığına cezalandırılmıştır <br />
<br />
ayrıca benim belki gözden kaçırdığım bazı üyeler olursa bana ö.m ile bildirirseniz sevinirim <br />
<br />
                                                  iyi akşamlar...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ARKA SOKAKLAR]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=475</link>
			<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 11:40:06 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Gulshen</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=475</guid>
			<description><![CDATA[Yüzyıllara meydan okuyan, büyülü, kocaman bir şehir; İstanbul. Ve bu şehrin her sokağını, herkes için daha güzel, daha &#8216;yaşanır&#8217; bir yer yapmak uğruna her türlü kötülüğe ve sıkıntıya meydan okuyan yürekli polislerimiz&#8230; İstanbul Polis Teşkilatı Asayiş Şube&#8217;de görev yapan &#8216;sivil&#8217; bir ekip, minibüsleriyle bu metropolün sokaklarını arşınlamakta ve karşılarına çıkan her türlü kanunsuzlukla savaşmaktadırlar. Polislerimiz, görevleri sırasında, değişik ve çeşitli insan hikayeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Zaman zaman gülümseten, zaman zaman da iç burkan bu hikayelere; meslek yıllarının tecrübesi ve &#8216;babalığıyla&#8217; yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren Başkomiser Rıza Baba olur. Rıza Baba; genç, enerjik ve yakışıklı komiser Murat&#8217;a, ekibe yeni katılan çiçeği burnunda komiser Zeynep&#8217;e, hayatla ve kendisiyle yaşadığı problemler yüzünden kimi zaman kontrolden çıkabilen Mesut&#8217;a ve kalabalık ailesiyle İstanbul&#8217;da geçim derdine düşmüş saf-temiz yürekli Hüsnü&#8217;ye; kısacası tüm ekibe, hem mesleğe hem de hayata dair pek çok şeyi öğretecek, unutulanları hatırlatacaktır. Kısacası, polislerimizin ve ailelerinin hayatları ile İstanbul sokaklarının serüveni iç içe geçecek, kahramanlarımız; sevinçte, kederde, aşkta ve yalnızlıkta her zaman birbirlerinin yanında olacaklar.<hr />
SIZCE NASIL BIR DIZI?<hr />
BENCE SUPER OTESI BIR DIZI..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yüzyıllara meydan okuyan, büyülü, kocaman bir şehir; İstanbul. Ve bu şehrin her sokağını, herkes için daha güzel, daha &#8216;yaşanır&#8217; bir yer yapmak uğruna her türlü kötülüğe ve sıkıntıya meydan okuyan yürekli polislerimiz&#8230; İstanbul Polis Teşkilatı Asayiş Şube&#8217;de görev yapan &#8216;sivil&#8217; bir ekip, minibüsleriyle bu metropolün sokaklarını arşınlamakta ve karşılarına çıkan her türlü kanunsuzlukla savaşmaktadırlar. Polislerimiz, görevleri sırasında, değişik ve çeşitli insan hikayeleriyle sürekli karşılaşmaktadır. Zaman zaman gülümseten, zaman zaman da iç burkan bu hikayelere; meslek yıllarının tecrübesi ve &#8216;babalığıyla&#8217; yaklaşan, ekibin diğer genç üyelerine de yol gösteren Başkomiser Rıza Baba olur. Rıza Baba; genç, enerjik ve yakışıklı komiser Murat&#8217;a, ekibe yeni katılan çiçeği burnunda komiser Zeynep&#8217;e, hayatla ve kendisiyle yaşadığı problemler yüzünden kimi zaman kontrolden çıkabilen Mesut&#8217;a ve kalabalık ailesiyle İstanbul&#8217;da geçim derdine düşmüş saf-temiz yürekli Hüsnü&#8217;ye; kısacası tüm ekibe, hem mesleğe hem de hayata dair pek çok şeyi öğretecek, unutulanları hatırlatacaktır. Kısacası, polislerimizin ve ailelerinin hayatları ile İstanbul sokaklarının serüveni iç içe geçecek, kahramanlarımız; sevinçte, kederde, aşkta ve yalnızlıkta her zaman birbirlerinin yanında olacaklar.<hr />
SIZCE NASIL BIR DIZI?<hr />
BENCE SUPER OTESI BIR DIZI..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Timden İki Resim YENİ!!]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=456</link>
			<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 09:22:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator>timim</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=456</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img392.imageshack.us/img392/8443/3biw7grzyo2.jpg" border="0" alt="[Resim: 3biw7grzyo2.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img392.imageshack.us/img392/6809/timuinpf4.jpg" border="0" alt="[Resim: timuinpf4.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img392.imageshack.us/img392/8443/3biw7grzyo2.jpg" border="0" alt="[Resim: 3biw7grzyo2.jpg]" /><br />
<img src="http://img392.imageshack.us/img392/6809/timuinpf4.jpg" border="0" alt="[Resim: timuinpf4.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güldünya Dizisinde Tim YOK!!]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=455</link>
			<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 09:08:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator>timim</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=455</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">arkadaşlar timuçinin güldünya dizisinde yer alıcağı söyleniyodu ama dizide yer almıcakmış..onun yerine bir başkası yer alıomuş malesef..</span><hr />
<span style="font-weight: bold;">"Aliye'nin partneri Alman patentli</span><br />
<br />
Töre cinayetine kurban giden Güldünya'nın hikayesinin anlatıldığı dizi için kamera karşısına geçecek olan Sanem Çelik'e erkek oyuncu olarak Timuçin Esen eşlik edecekti. Ancak yapımcı şirket son anda Almanya'nın Robert De Niro'su olarak bilinen Erhan Emre ile masaya oturdu. 30 yaşında ki Emre önümüzde ki hafta çekimleri başlayacak dizi için İstanbul'a gelecek."<br />
<br />
kaynak: vatan gazetesi<br />
<br />
Güldünya projesinde Timuçin'in oynayacağını duyduğum andan beri sürekli yeni bir haber varmıdır diye sayfayı takip ediyordum. Ara sıra oynamayacağına dair eklenen haberlere de şimdiye kadar inanmamıştım, belki de inanmak istememiştim. Ama bu sabah gazate de haberi okuduğum zaman bütün hayallerim yıkıldı. Gerçekten habere çok üzüldüm. Haberin şimdiye kadar buraya eklenmediğini görünce gazetenin internet sitesine göz attım. Tahmin ettiğim gibi internet sitesinde yer almıyor. Haber sadece gazete de yer alıyor, bende benim gibi haber bekleyen arkadaşlar için yazarak ekledim. Bahsi geçen oyuncunun küçük bir resmi de var ama maalesef teknik imkansızlık sebebiyle ekleyemiyorum, dileyenler bugün kü Vatan gazetesini alıp resmi görebilirler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">arkadaşlar timuçinin güldünya dizisinde yer alıcağı söyleniyodu ama dizide yer almıcakmış..onun yerine bir başkası yer alıomuş malesef..</span><hr />
<span style="font-weight: bold;">"Aliye'nin partneri Alman patentli</span><br />
<br />
Töre cinayetine kurban giden Güldünya'nın hikayesinin anlatıldığı dizi için kamera karşısına geçecek olan Sanem Çelik'e erkek oyuncu olarak Timuçin Esen eşlik edecekti. Ancak yapımcı şirket son anda Almanya'nın Robert De Niro'su olarak bilinen Erhan Emre ile masaya oturdu. 30 yaşında ki Emre önümüzde ki hafta çekimleri başlayacak dizi için İstanbul'a gelecek."<br />
<br />
kaynak: vatan gazetesi<br />
<br />
Güldünya projesinde Timuçin'in oynayacağını duyduğum andan beri sürekli yeni bir haber varmıdır diye sayfayı takip ediyordum. Ara sıra oynamayacağına dair eklenen haberlere de şimdiye kadar inanmamıştım, belki de inanmak istememiştim. Ama bu sabah gazate de haberi okuduğum zaman bütün hayallerim yıkıldı. Gerçekten habere çok üzüldüm. Haberin şimdiye kadar buraya eklenmediğini görünce gazetenin internet sitesine göz attım. Tahmin ettiğim gibi internet sitesinde yer almıyor. Haber sadece gazete de yer alıyor, bende benim gibi haber bekleyen arkadaşlar için yazarak ekledim. Bahsi geçen oyuncunun küçük bir resmi de var ama maalesef teknik imkansızlık sebebiyle ekleyemiyorum, dileyenler bugün kü Vatan gazetesini alıp resmi görebilirler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Radikal Gazetesi'nden - Mehmet Tez 2004]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=446</link>
			<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 09:58:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator>timuçin-delisi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=446</guid>
			<description><![CDATA[Uzun saçları, kıvrak sesiyle 90'ların başında Beyoğlu'nun 'öncü' rock barlarının aranan solistiydi. Sonra ortadan kayboldu, yıllar sonra bir gün Gurbet Kadını dizisinde ansızın belirdi. Beyoğlu'ndan rocker Timuçin Esen, Urfalı Hakkı olmuştu <br />
<br />
Gurbet Kadını diye bir dizi var. Başrollerinde Fatma Girik ve Meltem Cumbul oynuyor. O dizide bir de Urfalı bıçkın delikanlı karakteri var. Aslında ağa, töreleri bahane ederek ölen kardeşinin karısıyla evlenmek istiyor (Meltem Cumbul). Kötü bir tip ama aslında iyi bir yanı da var, sempatik bile geliyor vesaire... Pek de bilmedik duymadık bir hikâye değil, kabul. Fakat diziyi izlerken fark ettim ki burada aslında başka bir hikâye var. Bu roldeki, siması zihinlerde yeni yer etmeye başlayan oyuncuyu ben tanıyorum. Hemen zamanda bir yolculuğa çıkıyoruz; tarih 1992, yer İstanbul / Beyoğlu, mekân Jazz Stop. Şimdi Mojo'nun bulunduğu yerde eski bir pavyon rock kulübü olmuş cover grupları orada çalmaya başlamış. <br />
Sahnede uzun saçlı, siyah kovboy şapkası, deri pantolonuyla Bon Jovi lezzetinde biri Living On a Prayer'ı söylüyor; Counting Crows, Black Crows, Billy Idol artık dönemin popüler isimlerinden kim varsa onlardan takılıyor. Herkesin gözü üstünde, tam bir şovmen, sahne adamı. Onu izleyenler arasında bir de tıfıl basçı var. Grup kurmak istiyor, ama kimseyi tanımıyor. Derken... Hikâyenin gerisini tahmin etmek zor değil herhalde. Bu hikâyede basçı ben oluyorum, solist de Urfalı bıçkın delikanlı Hakkı. Bu bizim solist Timuçin yani. <br />
Şimdi kısaca toparlamak gerekirse Timuçin İtalya'ya oyunculuk okumaya gitti ortadan kayboldu. Sonra bir ara kısa süreliğine döndü bu sefer de Los Angeles'a gitti California School of Arts'da yönetmenlik okudu. Sonra neler oldu ben de bilmiyorum. Kendisine sorayım dedim. Hem de geyik yaparız eski günlerden filan... <br />
<br />
90'ların başında şarkı söylüyordun. Sonra İtalya'ya gittin, ne oldu? <br />
<br />
İtalyan sinemasına yakın hissediyordum. Orada oyunculuk eğitimi almak istedim. Roma'da Centro Sperimentale diye bir yer var. Oraya diye gittim, ama kaçırdım başvuruları filan. Körlemesine bir gidiş oldu yani. Sonra dönmedim, Perugia'ya gittim. <br />
<br />
Maceranın tadı mı yani? <br />
<br />
Para kazanmam lazımdı, müzik yaptım ben de. Perugia'daki tüm barlarda çaldım neredeyse. Sonra bir grup kurduk. İtalya garip bir şekilde benim hayatımda her şeyin yolunda gittiği bir dönem. Otobüsle Perugia'ya gittiğim andan itibaren insanlar karşıma çıkmaya başladı. Bir gün tel almaya mağazaya gittim grup kurmak için sordum birileri var mı diye. Onlar da biz solist arıyoruz dediler. Çalışmaya başladık. <br />
<br />
Peki oyunculuk? <br />
<br />
Başımın çaresine bakmaya başlamıştım. Bu arada bir tiyatro topluluğunun seçmelerine girdim ve kazandım. Böyle fiziksel hareketlerin ön planda olduğu spektaküler işler yapan bir tiyatro Avrupa'yı dolaşıyor filan. Kabul edildim. Derken vizem bitti askerlik geldi. Türkiye'ye dönmem gerekiyordu. <br />
<br />
İtalya'dan ayrılınca işler tersine döndü galiba... <br />
<br />
Evet. Hiçbir şeyi halledemedim. Askere gittim her şey yarım kaldı. Bu arada bir kasting ajansına yazılmıştım orada. Askere gidiyorum artık hazırlanmışım, blucin reklamı için İtalya'dan çağrıyorlar. Sonra askerlik bitince bir anda karar verip Amerika'ya gittim. <br />
<br />
Müzik yapmayı bıraktın mı o dönem? <br />
<br />
Oyunculuk idealimdi. Müzik yapmıştım, bilmediğim bir şey değildi. Ama yönetmenlik ve oyunculuk her zaman en büyük hayalimdi. Müziğe her zaman dönebilirdim. Sonuçta albüm filan şart değil bir yerlerde çalmak da beni mutlu ediyor. <br />
<br />
İki yıl Los Angeles'ta yaşadın, sinema okudun. Döndüğünde buradaki sektöre uyum sağlaman zor oldu mu? <br />
<br />
Pek değil. Ama zorlandığım şeyler oldu. Mesela dizi sessiz çekiliyor. Çekimde suflör var. Sana laflarını söylüyor, bir saniye ilerisinden sen tekrar ediyorsun. İlk defa suflör konuştuğunda ben döndüm 'efendim' diye arkama filan bakıyorum. Karşındakinin repliğini de o söylüyor havada tam bir kelime çorbası var. Sen orada rol yapıyorsun bir de. Sonra dublaja giriyorsun, kulağından pilotu veriyorlar, suflör konuşuyor, kendini duyuyorsun üstüne de konuşuyorsun. <br />
<br />
Meksika mahallesinde keçi sakallı Batman <br />
<br />
Los Angeles'ta neler yaptın? <br />
<br />
Okurken hep çalıştım. Palyaçoluk yaptım, partilere gittim, Süpermen oldum, Batman oldum, pizzacılık yaptım, çocuk bakıcılığı yaptım, videocuda çalıştım, Blockbuster diye bir yer vardır. Sonra bir Arjantin lokantasında çalıştım. <br />
<br />
Hangisi daha iyi kazandırıyor? <br />
<br />
Palyaçolukta iyi kazanıyorsun. Daha az çalışıyorsun iyi tip alıyorsun. Bir de tabii daha zevkli. Çocuklarla muhabbeti seviyorum zaten. Dışarıdan baktığın zaman zaten olay çok komikti. <br />
<br />
Ne açıdan? <br />
<br />
Aksanlı bir Süpermen düşün. Çocuklara bunu yedirmeye çalışıyorsun, şimdi düşününce... Mesela keçi sakalım vardı ve kesmemem gerekiyordu. Çünkü bir sürü kast ajansına resmimi yollamıştım. Bir oyunculuk ajanım vardı sağa sola audition'lara yolluyordu beni. Çağırdıklarında resimdeki gibi görünmek istiyordum. Düşünüyorum da şimdi keçi sakallı Batman yani. <br />
<br />
Rahat ve girişkensin insan ilişkilerinde, kendini bu konuda başarılı görüyor musun? <br />
<br />
Biraz öyleyim galiba. Karşıma aslında başka işler de çıktı. Ofis işleri filan. Bir reklam ajansında denedim, televizyonda denedim. Olmadı, yapamıyorum ben öyle işleri. Arabayla çıkıp bir şey dağıtayım mesela daha iyi benim için. Birilerini göreyim. Palyaçoluk yaparken bir sürü garip ailenin evine gidiyordum. Belki ben üzerine para verip o işi yapabilirdim. <br />
<br />
Nasıl evler bunlar? <br />
<br />
Öyle yerlere gittim ki patron arayıp 'buraya kimse gitmiyor sen gider misin,' diyor mesela. Los Angeles'ta South Central diye bir yer var. Sakat bir yer, pek polis filan girmiyor. <br />
<br />
Korkmuyor muydun? <br />
<br />
Hafif tırsarak gidiyordum arabada camları falan kapatıp. <br />
<br />
E peki orada palyaçoya mı ihtiyaç oluyor? <br />
<br />
Evet, çok garip. Ben bir eve gittim bir gün, bir çocuğun doğum günü partisi. İnan, anne baba kim çözemedim bir saat. Bir çocuğun doğum günü, millet deli gibi içiyor işte içki, sigara şu bu. Neler dönüyor ortada, beş yaşında bir çocuğun doğum günü yani sonuç olarak. Parayı verirken adam cebinden bir tomar çıkarıyor, arasından çekip banknotları sana veriyor filan. Belli yani sakat bir ortam. <br />
Başıma bir şey gelir diye düşünmedin mi, zenci mahallesinde bir palyaço olarak... <br />
<br />
Hafif korkuyorsun tabii. Bir de mesela siyahların mahallesine gidiyorum, oradan Meksika mahallesine geçiyorum. Bir iş daha var, arada değişmem lazım. Arabayı çekiyorum, içinde Süpermen'i çıkarıp Batman'i giyiyorum. Sonra park edip yürüyorum. Meksika mahallesinde sakat bi sokakta keçi sakallı Batman olarak yürüyorum, adres arıyorum. Millet bakıyor laf atıyor. Yani enteresan bir tecrübeydi. Oturmaktan iyiydi benim için. Canlı müzik seyrederken için kötü oluyor <br />
<br />
Tanınıyor musun yolda? Böyle şeyler başladı mı? <br />
<br />
Tanıyorlar da mesela garip, Urfa'da çok tanınıyorum. Burada belli yerlerde hemen selam veriyorlar. Beyoğlu'nda falan değil ama. <br />
<br />
Urfa'dakiler ne diyor canlandırdığın tip için? <br />
<br />
İnsanlar sevdiler. Esasında başta kaygılarım vardı. Kötü biri gibi lanse edilebilecek bir roldü. Hep iyi çok iyi, kötü çok kötüdür ya bu tip durumlarda. Bu tip öyle değil. İnsan hayatta belli yolları seçer şartlara göre. Yaptığın şeyler bazı insanlara kötü gelebilir, ama bu kötü olduğunu göstermez filan. Böyle bir adam yani. <br />
<br />
Neler planlıyorsun oyunculuk dışında? <br />
<br />
Her zaman yapmak istediğim şey bir film çekmek. Bir projem var onun üzerinde çalışıyorum. İki üç şey var kafamda. Biri Amerika'da çektiğim tez filminin uzun versiyonunu yapmak. Bir de bizim hayatımızı anlatan bir proje var. Yani bizim gibi insanların ve o dönemin hikâyesini anlatan bir film. Beyoğlu'nun ilk zamanları, ilk açılan rock barlarda çalanların hikâyesi filan. Kendimden hareketle biraz da. <br />
<br />
Nasıl bir hikâye bu? <br />
<br />
İşte bir adam var, rock grubunda solist. Üç beş senedir cover söylüyor ama bir yere gelemiyor olay bir türlü. Artık Türkçe yapmak zorunda ama istemiyor, yapamıyor. Bir dönem vardı ya hani herkes bir Türkçe albüm yapmıştı. Yani dönem artık onu gerektirmişti. Teoman filan, 1996 herhalde. İşte bu adam o çevrede yaşayan biri, ama kökleri de Anadolu'da bir yandan. <br />
Sana benziyor bir hayli... <br />
Ben mesela Niğdeliyim. Şimdi çok uçlarda yaşayan biri değilim, ama öyle yaşadım, uzun saçlıydım şuydum buydum ama ailem klasik bir Türk ailesiydi. Burada hikâye biraz adamın ne yapacağı üzerine. Toplumla uzlaşacak mı, başka bir seçenek bulacak mı? Bu 30 yaşındaki bir çocuğun büyümesinin hikâyesi. Sonunda burayı anlayacak, anladığı zaman da işleri daha farklı yürümeye başlayacak. Müzikli bir film tabii. <br />
<br />
<br />
Çok değiştim diye düşünüyor musun? <br />
<br />
Değiştim, ama özünde her şey aynı. Dinlediğin müzik gelişiyor, işte caz da dinliyorum artık. Mesela 'Miles Davis'i o zaman nasıl keşfetmemişim' diye düşünüyorum. Jazzstop'ta Bon Jovi çalıyorduk. Ama yani o zamanın olayı oydu. <br />
<br />
Peki klasik soru; hayatta ne çok etkilendiğin üç isim? <br />
<br />
Biri kesin Dostoyevski. Diğeri Bukowski. Los Angeles'ta yaşarken sanki bir yerde karşıma çıkıverecekmiş gibi hissederdim, anlattığı mekânlardan sokaklardan geçerken... Yazdığı insanları sanki görüyorsun. İnsanları seyredince onun hikâyelerini yaşıyorsun bir yandan da. İkinci sınıfta yaptığım bir kısa film Bukowski'nin hikâyesinden hareket ediyordu <br />
<br />
Şimdi neler yapıyorsun? <br />
<br />
Valla bu dizide oynuyorum. Ufak tefek böyle arkadaşlarımın projelerinde rol alıyorum. O kadar. <br />
<br />
Müziğe dönecek misin tekrar? <br />
<br />
Yapmak istiyorum. Bir yere gidip canlı müzik seyredemiyorum. İçim kötü oluyor. Çalasım geliyor yani. Bazen şunu düşünüyorum, biz çok arada derede kalan bir kuşak olduk. Dinlediğimiz müziğin bir anda modası geçti. Başka bir akım var, ona da uyum sağlayamıyorsun. Arada kalıyorsun yani. Bir de sesim gitmişti Amerika'dan döndüğümde. Moralim çok bozuluyordu. <br />
<br />
Geri geldi mi bari? <br />
<br />
Maçta geri geldi. Fenerbahçe - Beşiktaş 2-2'lik maç. Acayip bağırdım çağırdım sesim tamamen gitti, konuşamıyordum bile. (FB'li). Sonra sesim geri geldiği zaman şarkı söyleyebiliyordum. Ciddiyim. <br />
<br />
Üçüncü ismi söylemedin daha... <br />
<br />
Larry Moss. Beni hayatta etkileyen üçüncü isim. Los Angeles'ta bir oyuncu danışmanı, acting coach dedikleri şey. Bir de stüdyosu var, sınırlı sayıda insan alıyorlar. İşte ben oradayken mesela Helen Hunt Oscar aldı, ona teşekkür etti. Seinfeld'deki Costanza var ya, onun hocası filan. Bu adam bir anda konuşulan biri oldu. <br />
<br />
Sen nasıl tanıştın peki? <br />
<br />
Ben Santa Monica'da bir partide garsonluk yapıyordum. Bir baktım etraf oyuncu dolu. Herkes Larry Moss'tan söz ediyor. Bu arada içkileri dağıtıyorum ama bir yandan da tepsiden ben de atıyorum arada rahatlamak için. Derken gidip adamla konuştum. Ben oyuncuyum, işte anlattım filan. Unutur sandım ama öyle değil. Oraya devam ettim ben uzun süre. Hayatımın en büyük gelişimini yaptım herhalde. Bu da üçüncü isim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Uzun saçları, kıvrak sesiyle 90'ların başında Beyoğlu'nun 'öncü' rock barlarının aranan solistiydi. Sonra ortadan kayboldu, yıllar sonra bir gün Gurbet Kadını dizisinde ansızın belirdi. Beyoğlu'ndan rocker Timuçin Esen, Urfalı Hakkı olmuştu <br />
<br />
Gurbet Kadını diye bir dizi var. Başrollerinde Fatma Girik ve Meltem Cumbul oynuyor. O dizide bir de Urfalı bıçkın delikanlı karakteri var. Aslında ağa, töreleri bahane ederek ölen kardeşinin karısıyla evlenmek istiyor (Meltem Cumbul). Kötü bir tip ama aslında iyi bir yanı da var, sempatik bile geliyor vesaire... Pek de bilmedik duymadık bir hikâye değil, kabul. Fakat diziyi izlerken fark ettim ki burada aslında başka bir hikâye var. Bu roldeki, siması zihinlerde yeni yer etmeye başlayan oyuncuyu ben tanıyorum. Hemen zamanda bir yolculuğa çıkıyoruz; tarih 1992, yer İstanbul / Beyoğlu, mekân Jazz Stop. Şimdi Mojo'nun bulunduğu yerde eski bir pavyon rock kulübü olmuş cover grupları orada çalmaya başlamış. <br />
Sahnede uzun saçlı, siyah kovboy şapkası, deri pantolonuyla Bon Jovi lezzetinde biri Living On a Prayer'ı söylüyor; Counting Crows, Black Crows, Billy Idol artık dönemin popüler isimlerinden kim varsa onlardan takılıyor. Herkesin gözü üstünde, tam bir şovmen, sahne adamı. Onu izleyenler arasında bir de tıfıl basçı var. Grup kurmak istiyor, ama kimseyi tanımıyor. Derken... Hikâyenin gerisini tahmin etmek zor değil herhalde. Bu hikâyede basçı ben oluyorum, solist de Urfalı bıçkın delikanlı Hakkı. Bu bizim solist Timuçin yani. <br />
Şimdi kısaca toparlamak gerekirse Timuçin İtalya'ya oyunculuk okumaya gitti ortadan kayboldu. Sonra bir ara kısa süreliğine döndü bu sefer de Los Angeles'a gitti California School of Arts'da yönetmenlik okudu. Sonra neler oldu ben de bilmiyorum. Kendisine sorayım dedim. Hem de geyik yaparız eski günlerden filan... <br />
<br />
90'ların başında şarkı söylüyordun. Sonra İtalya'ya gittin, ne oldu? <br />
<br />
İtalyan sinemasına yakın hissediyordum. Orada oyunculuk eğitimi almak istedim. Roma'da Centro Sperimentale diye bir yer var. Oraya diye gittim, ama kaçırdım başvuruları filan. Körlemesine bir gidiş oldu yani. Sonra dönmedim, Perugia'ya gittim. <br />
<br />
Maceranın tadı mı yani? <br />
<br />
Para kazanmam lazımdı, müzik yaptım ben de. Perugia'daki tüm barlarda çaldım neredeyse. Sonra bir grup kurduk. İtalya garip bir şekilde benim hayatımda her şeyin yolunda gittiği bir dönem. Otobüsle Perugia'ya gittiğim andan itibaren insanlar karşıma çıkmaya başladı. Bir gün tel almaya mağazaya gittim grup kurmak için sordum birileri var mı diye. Onlar da biz solist arıyoruz dediler. Çalışmaya başladık. <br />
<br />
Peki oyunculuk? <br />
<br />
Başımın çaresine bakmaya başlamıştım. Bu arada bir tiyatro topluluğunun seçmelerine girdim ve kazandım. Böyle fiziksel hareketlerin ön planda olduğu spektaküler işler yapan bir tiyatro Avrupa'yı dolaşıyor filan. Kabul edildim. Derken vizem bitti askerlik geldi. Türkiye'ye dönmem gerekiyordu. <br />
<br />
İtalya'dan ayrılınca işler tersine döndü galiba... <br />
<br />
Evet. Hiçbir şeyi halledemedim. Askere gittim her şey yarım kaldı. Bu arada bir kasting ajansına yazılmıştım orada. Askere gidiyorum artık hazırlanmışım, blucin reklamı için İtalya'dan çağrıyorlar. Sonra askerlik bitince bir anda karar verip Amerika'ya gittim. <br />
<br />
Müzik yapmayı bıraktın mı o dönem? <br />
<br />
Oyunculuk idealimdi. Müzik yapmıştım, bilmediğim bir şey değildi. Ama yönetmenlik ve oyunculuk her zaman en büyük hayalimdi. Müziğe her zaman dönebilirdim. Sonuçta albüm filan şart değil bir yerlerde çalmak da beni mutlu ediyor. <br />
<br />
İki yıl Los Angeles'ta yaşadın, sinema okudun. Döndüğünde buradaki sektöre uyum sağlaman zor oldu mu? <br />
<br />
Pek değil. Ama zorlandığım şeyler oldu. Mesela dizi sessiz çekiliyor. Çekimde suflör var. Sana laflarını söylüyor, bir saniye ilerisinden sen tekrar ediyorsun. İlk defa suflör konuştuğunda ben döndüm 'efendim' diye arkama filan bakıyorum. Karşındakinin repliğini de o söylüyor havada tam bir kelime çorbası var. Sen orada rol yapıyorsun bir de. Sonra dublaja giriyorsun, kulağından pilotu veriyorlar, suflör konuşuyor, kendini duyuyorsun üstüne de konuşuyorsun. <br />
<br />
Meksika mahallesinde keçi sakallı Batman <br />
<br />
Los Angeles'ta neler yaptın? <br />
<br />
Okurken hep çalıştım. Palyaçoluk yaptım, partilere gittim, Süpermen oldum, Batman oldum, pizzacılık yaptım, çocuk bakıcılığı yaptım, videocuda çalıştım, Blockbuster diye bir yer vardır. Sonra bir Arjantin lokantasında çalıştım. <br />
<br />
Hangisi daha iyi kazandırıyor? <br />
<br />
Palyaçolukta iyi kazanıyorsun. Daha az çalışıyorsun iyi tip alıyorsun. Bir de tabii daha zevkli. Çocuklarla muhabbeti seviyorum zaten. Dışarıdan baktığın zaman zaten olay çok komikti. <br />
<br />
Ne açıdan? <br />
<br />
Aksanlı bir Süpermen düşün. Çocuklara bunu yedirmeye çalışıyorsun, şimdi düşününce... Mesela keçi sakalım vardı ve kesmemem gerekiyordu. Çünkü bir sürü kast ajansına resmimi yollamıştım. Bir oyunculuk ajanım vardı sağa sola audition'lara yolluyordu beni. Çağırdıklarında resimdeki gibi görünmek istiyordum. Düşünüyorum da şimdi keçi sakallı Batman yani. <br />
<br />
Rahat ve girişkensin insan ilişkilerinde, kendini bu konuda başarılı görüyor musun? <br />
<br />
Biraz öyleyim galiba. Karşıma aslında başka işler de çıktı. Ofis işleri filan. Bir reklam ajansında denedim, televizyonda denedim. Olmadı, yapamıyorum ben öyle işleri. Arabayla çıkıp bir şey dağıtayım mesela daha iyi benim için. Birilerini göreyim. Palyaçoluk yaparken bir sürü garip ailenin evine gidiyordum. Belki ben üzerine para verip o işi yapabilirdim. <br />
<br />
Nasıl evler bunlar? <br />
<br />
Öyle yerlere gittim ki patron arayıp 'buraya kimse gitmiyor sen gider misin,' diyor mesela. Los Angeles'ta South Central diye bir yer var. Sakat bir yer, pek polis filan girmiyor. <br />
<br />
Korkmuyor muydun? <br />
<br />
Hafif tırsarak gidiyordum arabada camları falan kapatıp. <br />
<br />
E peki orada palyaçoya mı ihtiyaç oluyor? <br />
<br />
Evet, çok garip. Ben bir eve gittim bir gün, bir çocuğun doğum günü partisi. İnan, anne baba kim çözemedim bir saat. Bir çocuğun doğum günü, millet deli gibi içiyor işte içki, sigara şu bu. Neler dönüyor ortada, beş yaşında bir çocuğun doğum günü yani sonuç olarak. Parayı verirken adam cebinden bir tomar çıkarıyor, arasından çekip banknotları sana veriyor filan. Belli yani sakat bir ortam. <br />
Başıma bir şey gelir diye düşünmedin mi, zenci mahallesinde bir palyaço olarak... <br />
<br />
Hafif korkuyorsun tabii. Bir de mesela siyahların mahallesine gidiyorum, oradan Meksika mahallesine geçiyorum. Bir iş daha var, arada değişmem lazım. Arabayı çekiyorum, içinde Süpermen'i çıkarıp Batman'i giyiyorum. Sonra park edip yürüyorum. Meksika mahallesinde sakat bi sokakta keçi sakallı Batman olarak yürüyorum, adres arıyorum. Millet bakıyor laf atıyor. Yani enteresan bir tecrübeydi. Oturmaktan iyiydi benim için. Canlı müzik seyrederken için kötü oluyor <br />
<br />
Tanınıyor musun yolda? Böyle şeyler başladı mı? <br />
<br />
Tanıyorlar da mesela garip, Urfa'da çok tanınıyorum. Burada belli yerlerde hemen selam veriyorlar. Beyoğlu'nda falan değil ama. <br />
<br />
Urfa'dakiler ne diyor canlandırdığın tip için? <br />
<br />
İnsanlar sevdiler. Esasında başta kaygılarım vardı. Kötü biri gibi lanse edilebilecek bir roldü. Hep iyi çok iyi, kötü çok kötüdür ya bu tip durumlarda. Bu tip öyle değil. İnsan hayatta belli yolları seçer şartlara göre. Yaptığın şeyler bazı insanlara kötü gelebilir, ama bu kötü olduğunu göstermez filan. Böyle bir adam yani. <br />
<br />
Neler planlıyorsun oyunculuk dışında? <br />
<br />
Her zaman yapmak istediğim şey bir film çekmek. Bir projem var onun üzerinde çalışıyorum. İki üç şey var kafamda. Biri Amerika'da çektiğim tez filminin uzun versiyonunu yapmak. Bir de bizim hayatımızı anlatan bir proje var. Yani bizim gibi insanların ve o dönemin hikâyesini anlatan bir film. Beyoğlu'nun ilk zamanları, ilk açılan rock barlarda çalanların hikâyesi filan. Kendimden hareketle biraz da. <br />
<br />
Nasıl bir hikâye bu? <br />
<br />
İşte bir adam var, rock grubunda solist. Üç beş senedir cover söylüyor ama bir yere gelemiyor olay bir türlü. Artık Türkçe yapmak zorunda ama istemiyor, yapamıyor. Bir dönem vardı ya hani herkes bir Türkçe albüm yapmıştı. Yani dönem artık onu gerektirmişti. Teoman filan, 1996 herhalde. İşte bu adam o çevrede yaşayan biri, ama kökleri de Anadolu'da bir yandan. <br />
Sana benziyor bir hayli... <br />
Ben mesela Niğdeliyim. Şimdi çok uçlarda yaşayan biri değilim, ama öyle yaşadım, uzun saçlıydım şuydum buydum ama ailem klasik bir Türk ailesiydi. Burada hikâye biraz adamın ne yapacağı üzerine. Toplumla uzlaşacak mı, başka bir seçenek bulacak mı? Bu 30 yaşındaki bir çocuğun büyümesinin hikâyesi. Sonunda burayı anlayacak, anladığı zaman da işleri daha farklı yürümeye başlayacak. Müzikli bir film tabii. <br />
<br />
<br />
Çok değiştim diye düşünüyor musun? <br />
<br />
Değiştim, ama özünde her şey aynı. Dinlediğin müzik gelişiyor, işte caz da dinliyorum artık. Mesela 'Miles Davis'i o zaman nasıl keşfetmemişim' diye düşünüyorum. Jazzstop'ta Bon Jovi çalıyorduk. Ama yani o zamanın olayı oydu. <br />
<br />
Peki klasik soru; hayatta ne çok etkilendiğin üç isim? <br />
<br />
Biri kesin Dostoyevski. Diğeri Bukowski. Los Angeles'ta yaşarken sanki bir yerde karşıma çıkıverecekmiş gibi hissederdim, anlattığı mekânlardan sokaklardan geçerken... Yazdığı insanları sanki görüyorsun. İnsanları seyredince onun hikâyelerini yaşıyorsun bir yandan da. İkinci sınıfta yaptığım bir kısa film Bukowski'nin hikâyesinden hareket ediyordu <br />
<br />
Şimdi neler yapıyorsun? <br />
<br />
Valla bu dizide oynuyorum. Ufak tefek böyle arkadaşlarımın projelerinde rol alıyorum. O kadar. <br />
<br />
Müziğe dönecek misin tekrar? <br />
<br />
Yapmak istiyorum. Bir yere gidip canlı müzik seyredemiyorum. İçim kötü oluyor. Çalasım geliyor yani. Bazen şunu düşünüyorum, biz çok arada derede kalan bir kuşak olduk. Dinlediğimiz müziğin bir anda modası geçti. Başka bir akım var, ona da uyum sağlayamıyorsun. Arada kalıyorsun yani. Bir de sesim gitmişti Amerika'dan döndüğümde. Moralim çok bozuluyordu. <br />
<br />
Geri geldi mi bari? <br />
<br />
Maçta geri geldi. Fenerbahçe - Beşiktaş 2-2'lik maç. Acayip bağırdım çağırdım sesim tamamen gitti, konuşamıyordum bile. (FB'li). Sonra sesim geri geldiği zaman şarkı söyleyebiliyordum. Ciddiyim. <br />
<br />
Üçüncü ismi söylemedin daha... <br />
<br />
Larry Moss. Beni hayatta etkileyen üçüncü isim. Los Angeles'ta bir oyuncu danışmanı, acting coach dedikleri şey. Bir de stüdyosu var, sınırlı sayıda insan alıyorlar. İşte ben oradayken mesela Helen Hunt Oscar aldı, ona teşekkür etti. Seinfeld'deki Costanza var ya, onun hocası filan. Bu adam bir anda konuşulan biri oldu. <br />
<br />
Sen nasıl tanıştın peki? <br />
<br />
Ben Santa Monica'da bir partide garsonluk yapıyordum. Bir baktım etraf oyuncu dolu. Herkes Larry Moss'tan söz ediyor. Bu arada içkileri dağıtıyorum ama bir yandan da tepsiden ben de atıyorum arada rahatlamak için. Derken gidip adamla konuştum. Ben oyuncuyum, işte anlattım filan. Unutur sandım ama öyle değil. Oraya devam ettim ben uzun süre. Hayatımın en büyük gelişimini yaptım herhalde. Bu da üçüncü isim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zamanı Gelince Yönetmen Olacağım]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=445</link>
			<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 09:56:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator>timuçin-delisi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=445</guid>
			<description><![CDATA[Zamanı gelince yönetmen olacağım <br />
Ödüllü oyuncu Timuçin Esen `Amerika`ya yönetmenlik okumaya gittim. Yapmak istediğim iş o. Onun da zamanı gelecektir. Ama öyle bir zorlamam da yok` diyor. <br />
<br />
Timuçin Esen , `Gönül Yarası ` filmiyle aldığı `Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ` ödülünden sonra, şimdi de `Hırsız Polis ` in idealist komiseri Çınar rolüyle dikkat çekiyor. Genç aktör, Marie Claire dergisine verdiği röportajda öğrencilik yıllarında çektiği filmden, oyunculuk ödüllerine kadar pek çok konuda soruları yanıtladı. - Dizide oyunculuk olur mu? Hırsız Polis `te oyunculuğunuzu daha az gösterdiğinizi söyleyebilir miyiz? - Yok öyle bir şey. Dizide de elinden geleni yapmaya çalışıyorsun sonuçta. Tabii eğer senin bakış açın öyleyse. Bazıları dediğin gibi düşünebilir ama teknik olarak dizilerde detaylı çalışmak için vakit yok. Ondan dolayı her ne kadar elinden geleni yapsan da, çok fazla derine inemiyor olabilirsin. Bu mümkündür. Çünkü dizi çok kısa sürede çekiliyor ve hiçbir zaman bir sinema filminin derinliğinde ve kokusunda olmuyor. Sinema filmi iki saatlik bir zaman diliminde, belli bir şeye odaklanıyor ve orada istenilen şey alınana kadar uğraşılıyor üstünde. Belki o olmayabilir, çünkü vakit yok. Dizinin senaryosu da daha hızlı yazılıyor. Ama tabii ki yine de herkes en iyisini yapmaya uğraşıyor. - Siz ne arıyorsunuz? Asıl olarak gönlünüzde yatan yönetmenlik mi? <br />
<br />
<br />
- Evet, yapmak istiyorum. Hep istediğim bir şeydi. Ama zamanı gelince yapacağımı düşünüyorum. Öyle bir zorlamam yok. - Zamanı gelince dediğiniz? - Hep zamanı gelir ya bazı şeylerin. Olur, kendiliğinden olur, zamanı gelir zaten. - Konservatuvardan sonra yedi yıl Amerika `da yönetmenlik eğitimi aldınız. Orada oyunculuk adına da bir şey yaptınız mı? <br />
<br />
<br />
- Amerika `ya yönetmenlik okumaya gittim. Bu arada okulda yönetmenlik bölümünün dahilinde oyunculuk dersi de vardı. Ayrıca dışarıdan bir oyuncu koçunun, Larry Moss `un stüdyosuna devam ettim. Yani esasında oraya da yönetmenliğe yönelik bir amaçla gittim. Çok meşhur bir koçtu. Merak ettim sırrı ne diye, nasıl performans alabiliyor diye. Ama tabii gidince orada oyunculuğun da pratiğini yapmaya başlıyorsun. <br />
<br />
<br />
ÜLKEMDE ÇALIŞMALIYIM - Sanırım kamera arkası zamanla bazılarında daha ağır basıyor. - Ya bilmiyorum ki, benim hep öyleydi zaten. Amacım hep yönetmenlik yapmaktı. Oyunculuğu hep ona yönelik bir şey olarak gördüm. - Orta metrajlı bir filminiz var: Çıkmaz Sokak . Nerede çektiniz? - Burada çektim. O sırada Amerika `daydım. Buraya geldim çekmeye. Orada montajını, post prodüksiyonunu yaptım. Üniversiteyi bitirme tezim o benim. Yönetmenlik programını bitirme tezim. - Filminiz `Türk Türk ` müydü? - Konu itibariyle tabii ki. Karakterler, şunlar, bunlar... Varoşlarda geçiyor. Değişik anlatımı olan bir filmdi. Eşzamanlı giden iki hikaye gibi düşün. 35 mm`ydi. Bir kısmı da dijitaldi ve dijital olan kısmı belgesel havasındaydı. Elde kamerayla çekilmiş bir belgesel. Oradaki insanlar, oyuncu oynamasına rağmen onu belgesel zannetti. Benim amacım da oydu zaten. O yüzden farklı bir anlatımı vardı diyorum. Ama tabii Türk işiydi. O da hoşuna gitti insanların. - Niye döndünüz Amerika `dan? Türkiye `de çalışmak gibi bir isteğiniz mi var? - Var tabii. O yüzden döndüm biraz. Burada yapmak istediğim şeyler vardı. Arkadaşlarım vardı aynı işlerle uğraştığımız. Onlarla beraber bir şeyler yapmak istedim. İlla burada yapayım diye değil, zaten öyle geçiyordu kafamdan. Aklımda bir hikaye vardı çekmek istediğim. O buradaydı. Aman Türkiye `de yapayım diye olmadı. Belki şimdi oradan uzaklaşınca, Amerika `yla ilgili bir şey canlanacak kafamda. Biraz zaman geçince, uzaklaşınca öyle bakmaya başlıyorsun. Biraz o yüzden döndüm. Altı yedi yıldır da oradaydım . Yeter! <br />
<br />
<br />
ÖDÜL ÖNEMLİ DEĞİL - Ödüllendirilmek, takdir edilmek önemli mi sizin için? - Tabii doğal olarak takdir edilmek her insana iyi hissettirir. Ha yani ön koşul olarak hiçbir zaman böyle bir şeyim yok benim. Aman ödül alayım gibi bir şeyim olmadı. Ama bu demek değildir ki, ödüller önemsiz. Bu anlamda söylemiyorum. Ödülü aldıktan sonra da, veren jüriyi de düşündükten sonra insanın hoşuna giden bir şey, ama çok da olmazsa olmaz bir şey değil benim için. O kadar çok ödül almamış iyi performans var ki bu dünyada. En saygın görünen ödüllerde bile çok var bunun örnekleri. O yüzden çok bir şey değil, ama güzel bir şey tabii. - Oyuncu her rolde oynar mı? - Bilmiyorum ya, bu o kadar kolay bir soru değil. Hem oyuncu, hem yönetmen olarak kafa biraz karışıyor. Çok idealize bir şey. Tabii oyuncu oynayabilir , ama bir de başka şeyler var. Bazen bazı yönetmenlerin kafasında bazı karakterler adına belirli bir resim oluyor. Güzellik, çirkinlikten bahsetmiyorum. Ama fiziksel bir özellik oluyor kafalarında. Bazen onu arıyorlar. Böyle şeyler olabilir. Ama iyi bir oyuncu tabii ki her rolü oynar. Fiziksel gerekliliklerini de yerine getirir. Kilo alması gerekiyorsa alır, vermesi gerekiyorsa verir. Burnu şöyleyse yapar bilmem ne. - İlla oynamak istediğiniz bir rol var mı? <br />
<br />
<br />
- Hiç öyle bir şey düşünmedim. Yok! Şöyle bir film, böyle bir film yok. Ama benim için bir şey ifade eden, dert olan bazı şeyleri insanlara sinema yoluyla anlatmak isterim. Bu başlı başına zor bir iş. Bunu yapabilirsem ne mutlu bana. Böyle bir hayalim var. Yoksa şöyle bir film çekeyim, böyle bir rolde oynayayım yok. <br />
<br />
2005-12-31 Sabah]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zamanı gelince yönetmen olacağım <br />
Ödüllü oyuncu Timuçin Esen `Amerika`ya yönetmenlik okumaya gittim. Yapmak istediğim iş o. Onun da zamanı gelecektir. Ama öyle bir zorlamam da yok` diyor. <br />
<br />
Timuçin Esen , `Gönül Yarası ` filmiyle aldığı `Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ` ödülünden sonra, şimdi de `Hırsız Polis ` in idealist komiseri Çınar rolüyle dikkat çekiyor. Genç aktör, Marie Claire dergisine verdiği röportajda öğrencilik yıllarında çektiği filmden, oyunculuk ödüllerine kadar pek çok konuda soruları yanıtladı. - Dizide oyunculuk olur mu? Hırsız Polis `te oyunculuğunuzu daha az gösterdiğinizi söyleyebilir miyiz? - Yok öyle bir şey. Dizide de elinden geleni yapmaya çalışıyorsun sonuçta. Tabii eğer senin bakış açın öyleyse. Bazıları dediğin gibi düşünebilir ama teknik olarak dizilerde detaylı çalışmak için vakit yok. Ondan dolayı her ne kadar elinden geleni yapsan da, çok fazla derine inemiyor olabilirsin. Bu mümkündür. Çünkü dizi çok kısa sürede çekiliyor ve hiçbir zaman bir sinema filminin derinliğinde ve kokusunda olmuyor. Sinema filmi iki saatlik bir zaman diliminde, belli bir şeye odaklanıyor ve orada istenilen şey alınana kadar uğraşılıyor üstünde. Belki o olmayabilir, çünkü vakit yok. Dizinin senaryosu da daha hızlı yazılıyor. Ama tabii ki yine de herkes en iyisini yapmaya uğraşıyor. - Siz ne arıyorsunuz? Asıl olarak gönlünüzde yatan yönetmenlik mi? <br />
<br />
<br />
- Evet, yapmak istiyorum. Hep istediğim bir şeydi. Ama zamanı gelince yapacağımı düşünüyorum. Öyle bir zorlamam yok. - Zamanı gelince dediğiniz? - Hep zamanı gelir ya bazı şeylerin. Olur, kendiliğinden olur, zamanı gelir zaten. - Konservatuvardan sonra yedi yıl Amerika `da yönetmenlik eğitimi aldınız. Orada oyunculuk adına da bir şey yaptınız mı? <br />
<br />
<br />
- Amerika `ya yönetmenlik okumaya gittim. Bu arada okulda yönetmenlik bölümünün dahilinde oyunculuk dersi de vardı. Ayrıca dışarıdan bir oyuncu koçunun, Larry Moss `un stüdyosuna devam ettim. Yani esasında oraya da yönetmenliğe yönelik bir amaçla gittim. Çok meşhur bir koçtu. Merak ettim sırrı ne diye, nasıl performans alabiliyor diye. Ama tabii gidince orada oyunculuğun da pratiğini yapmaya başlıyorsun. <br />
<br />
<br />
ÜLKEMDE ÇALIŞMALIYIM - Sanırım kamera arkası zamanla bazılarında daha ağır basıyor. - Ya bilmiyorum ki, benim hep öyleydi zaten. Amacım hep yönetmenlik yapmaktı. Oyunculuğu hep ona yönelik bir şey olarak gördüm. - Orta metrajlı bir filminiz var: Çıkmaz Sokak . Nerede çektiniz? - Burada çektim. O sırada Amerika `daydım. Buraya geldim çekmeye. Orada montajını, post prodüksiyonunu yaptım. Üniversiteyi bitirme tezim o benim. Yönetmenlik programını bitirme tezim. - Filminiz `Türk Türk ` müydü? - Konu itibariyle tabii ki. Karakterler, şunlar, bunlar... Varoşlarda geçiyor. Değişik anlatımı olan bir filmdi. Eşzamanlı giden iki hikaye gibi düşün. 35 mm`ydi. Bir kısmı da dijitaldi ve dijital olan kısmı belgesel havasındaydı. Elde kamerayla çekilmiş bir belgesel. Oradaki insanlar, oyuncu oynamasına rağmen onu belgesel zannetti. Benim amacım da oydu zaten. O yüzden farklı bir anlatımı vardı diyorum. Ama tabii Türk işiydi. O da hoşuna gitti insanların. - Niye döndünüz Amerika `dan? Türkiye `de çalışmak gibi bir isteğiniz mi var? - Var tabii. O yüzden döndüm biraz. Burada yapmak istediğim şeyler vardı. Arkadaşlarım vardı aynı işlerle uğraştığımız. Onlarla beraber bir şeyler yapmak istedim. İlla burada yapayım diye değil, zaten öyle geçiyordu kafamdan. Aklımda bir hikaye vardı çekmek istediğim. O buradaydı. Aman Türkiye `de yapayım diye olmadı. Belki şimdi oradan uzaklaşınca, Amerika `yla ilgili bir şey canlanacak kafamda. Biraz zaman geçince, uzaklaşınca öyle bakmaya başlıyorsun. Biraz o yüzden döndüm. Altı yedi yıldır da oradaydım . Yeter! <br />
<br />
<br />
ÖDÜL ÖNEMLİ DEĞİL - Ödüllendirilmek, takdir edilmek önemli mi sizin için? - Tabii doğal olarak takdir edilmek her insana iyi hissettirir. Ha yani ön koşul olarak hiçbir zaman böyle bir şeyim yok benim. Aman ödül alayım gibi bir şeyim olmadı. Ama bu demek değildir ki, ödüller önemsiz. Bu anlamda söylemiyorum. Ödülü aldıktan sonra da, veren jüriyi de düşündükten sonra insanın hoşuna giden bir şey, ama çok da olmazsa olmaz bir şey değil benim için. O kadar çok ödül almamış iyi performans var ki bu dünyada. En saygın görünen ödüllerde bile çok var bunun örnekleri. O yüzden çok bir şey değil, ama güzel bir şey tabii. - Oyuncu her rolde oynar mı? - Bilmiyorum ya, bu o kadar kolay bir soru değil. Hem oyuncu, hem yönetmen olarak kafa biraz karışıyor. Çok idealize bir şey. Tabii oyuncu oynayabilir , ama bir de başka şeyler var. Bazen bazı yönetmenlerin kafasında bazı karakterler adına belirli bir resim oluyor. Güzellik, çirkinlikten bahsetmiyorum. Ama fiziksel bir özellik oluyor kafalarında. Bazen onu arıyorlar. Böyle şeyler olabilir. Ama iyi bir oyuncu tabii ki her rolü oynar. Fiziksel gerekliliklerini de yerine getirir. Kilo alması gerekiyorsa alır, vermesi gerekiyorsa verir. Burnu şöyleyse yapar bilmem ne. - İlla oynamak istediğiniz bir rol var mı? <br />
<br />
<br />
- Hiç öyle bir şey düşünmedim. Yok! Şöyle bir film, böyle bir film yok. Ama benim için bir şey ifade eden, dert olan bazı şeyleri insanlara sinema yoluyla anlatmak isterim. Bu başlı başına zor bir iş. Bunu yapabilirsem ne mutlu bana. Böyle bir hayalim var. Yoksa şöyle bir film çekeyim, böyle bir rolde oynayayım yok. <br />
<br />
2005-12-31 Sabah]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[karanlık gözlerinde ama en parlak yıldızın içindeyim !gözlerinin..]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=444</link>
			<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 02:30:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator>rengim</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=444</guid>
			<description><![CDATA[SANA!!!!!.. dedim ya [/color&#93;[/i&#93;[/font&#93;[/size&#93;<br />
karanlık gözlerinde ama en parlak yıldızın içindeyim...gözlerinin içinde.<br />
sen belki bu mailleri okumuyorsun dur da <br />
ilk defa bir fan clube üye oldum komik ama öyle işte ..<br />
sewgilini gördüm parmak lıklar arkasında oynuyor <br />
olsun hayat işte <br />
belki bir gün bir yerde <br />
gözlerin gözlerimde sessizlik yırtarken geceyi<br />
en derinimize işlerken o yalnızlık duygusu ve yapışmışken gülüşümüze hüzün <br />
sen ve ben aynı karede oluruz.<br />
SEWGİMLE .... MAİL ADRESİM <br />
YAZMAZSIN AMA !!!<br />
YADA YAZARSIN <br />
YOK YOK BİR GÜN YAZACAKSIN BEN BEKLİYORUM...nurtamer79@mynet.com.not:ünlü olman yada ünlü olmamam seninle tanışmamıza  bir engel değil herkesin bir hikayesi var çünki....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SANA!!!!!.. dedim ya [/color][/i][/font][/size]<br />
karanlık gözlerinde ama en parlak yıldızın içindeyim...gözlerinin içinde.<br />
sen belki bu mailleri okumuyorsun dur da <br />
ilk defa bir fan clube üye oldum komik ama öyle işte ..<br />
sewgilini gördüm parmak lıklar arkasında oynuyor <br />
olsun hayat işte <br />
belki bir gün bir yerde <br />
gözlerin gözlerimde sessizlik yırtarken geceyi<br />
en derinimize işlerken o yalnızlık duygusu ve yapışmışken gülüşümüze hüzün <br />
sen ve ben aynı karede oluruz.<br />
SEWGİMLE .... MAİL ADRESİM <br />
YAZMAZSIN AMA !!!<br />
YADA YAZARSIN <br />
YOK YOK BİR GÜN YAZACAKSIN BEN BEKLİYORUM...nurtamer79@mynet.com.not:ünlü olman yada ünlü olmamam seninle tanışmamıza  bir engel değil herkesin bir hikayesi var çünki....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dizinin Adı '' Güldünya'']]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=442</link>
			<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 11:07:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator>sevda_tim</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=442</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Bu dizi çok ses getirir ÖZEL</span> <br />
2004 yılında töre cinayetine kurban giden 22 yaşındaki Güldünya&#8217;nın adı bir diziye verilecek. <span style="font-weight: bold;">TMC&#8217;nin çekeceği dizide Sanem Çelik ve Timuçin Esen başrolde..</span><br />
<br />
Bir akrabası tarafından tecavüze uğradıktan sonra hamile kalan ve İstanbul&#8217;a amcasının yanına gönderilen Güldünya, henüz 22 yaşında hayata ve çocuğuna doyamadan kardeşleri tarafından öldürülmüştü. <br />
<br />
Bu olayın ardından töre cinayetleri de daha detaylı bir şekilde konuşulmaya başlanmış ve Güldünya&#8217;nın adı bu tür cinayetlerle özdeşleştirilmişti. <br />
<br />
İşte bu sarsıcı olaydan sonra, Kadın Sığınma Evleri&#8217;nde yaşayan, şiddet ve töre mağduru kadınların hikayelerini ele alan bir dizi projesi TMC&#8217;nin gündemine geldi. <br />
<br />
İstanbul&#8217;da çekilecek olan <span style="font-weight: bold;">&#8217;Güldünya&#8217;</span> dizisinde, ailelerinden ve eşlerinden şiddet görerek kaçan kadınların kaldıkları sığınma evinde yaşanan olaylar anlatılacak. Dizinin yönetmenliğini <span style="font-weight: bold;">Ömür Atay</span>yapacak. <br />
<br />
Ekim ayında çekimlerine başlanması planlanan ve <span style="font-weight: bold;">Star TV&#8217;d </span>yayınlanacak olan dizinin başrollerinde <span style="font-weight: bold;">Sanem Çelik ve Timuçin Esen rol alacak</span>. Dizinin diğer karakterleriyle ilgili cast çalışması ise halen sürüyor. <br />
<br />
Dizide eşinden uğradığı şiddet nedeniyle İstanbul&#8217;a kaçan ve arkadaşının açtığı sığınma evinde kalmaya başlayan bir kadının başından geçenler ve sığınma evindeki diğer kadınların hikayeleri konu edilecek. <br />
<br />
TELEVİZYONGAZETESİ-ÖZEL HABER<br />
<a href="http://www.televizyongazetesi.com/ha...e.asp?ID=13813" target="_blank">http://www.televizyongazetesi.com/ha...e.asp?ID=13813</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Bu dizi çok ses getirir ÖZEL</span> <br />
2004 yılında töre cinayetine kurban giden 22 yaşındaki Güldünya&#8217;nın adı bir diziye verilecek. <span style="font-weight: bold;">TMC&#8217;nin çekeceği dizide Sanem Çelik ve Timuçin Esen başrolde..</span><br />
<br />
Bir akrabası tarafından tecavüze uğradıktan sonra hamile kalan ve İstanbul&#8217;a amcasının yanına gönderilen Güldünya, henüz 22 yaşında hayata ve çocuğuna doyamadan kardeşleri tarafından öldürülmüştü. <br />
<br />
Bu olayın ardından töre cinayetleri de daha detaylı bir şekilde konuşulmaya başlanmış ve Güldünya&#8217;nın adı bu tür cinayetlerle özdeşleştirilmişti. <br />
<br />
İşte bu sarsıcı olaydan sonra, Kadın Sığınma Evleri&#8217;nde yaşayan, şiddet ve töre mağduru kadınların hikayelerini ele alan bir dizi projesi TMC&#8217;nin gündemine geldi. <br />
<br />
İstanbul&#8217;da çekilecek olan <span style="font-weight: bold;">&#8217;Güldünya&#8217;</span> dizisinde, ailelerinden ve eşlerinden şiddet görerek kaçan kadınların kaldıkları sığınma evinde yaşanan olaylar anlatılacak. Dizinin yönetmenliğini <span style="font-weight: bold;">Ömür Atay</span>yapacak. <br />
<br />
Ekim ayında çekimlerine başlanması planlanan ve <span style="font-weight: bold;">Star TV&#8217;d </span>yayınlanacak olan dizinin başrollerinde <span style="font-weight: bold;">Sanem Çelik ve Timuçin Esen rol alacak</span>. Dizinin diğer karakterleriyle ilgili cast çalışması ise halen sürüyor. <br />
<br />
Dizide eşinden uğradığı şiddet nedeniyle İstanbul&#8217;a kaçan ve arkadaşının açtığı sığınma evinde kalmaya başlayan bir kadının başından geçenler ve sığınma evindeki diğer kadınların hikayeleri konu edilecek. <br />
<br />
TELEVİZYONGAZETESİ-ÖZEL HABER<br />
<a href="http://www.televizyongazetesi.com/ha...e.asp?ID=13813" target="_blank">http://www.televizyongazetesi.com/ha...e.asp?ID=13813</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[çocuk]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=439</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 15:24:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator>kubilay</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=439</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"> <span style="font-size: large;">timuçin bey sizi ailece seven kişileriz okadarki sizin hırsız polis dizinizden dolayı oglumun ismini annem eşim aynı anda ÇINAR adını koydular siden onlar adına oglum ÇINAR adına sizden imzalı bir resminizi istiyorum</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"> <span style="font-size: large;">timuçin bey sizi ailece seven kişileriz okadarki sizin hırsız polis dizinizden dolayı oglumun ismini annem eşim aynı anda ÇINAR adını koydular siden onlar adına oglum ÇINAR adına sizden imzalı bir resminizi istiyorum</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En Sevdiğiniz Ünlüler Kimler......]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=438</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 12:40:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=438</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">evet arkadaşlar burada en sevdiğiniz ünlüleri paylaşabilirsiniz...</span></div></span><br />
<br />
<span style="color: #800080;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">benim en sevdiğim ünlüler pelin karahan,aslı enver,ibrahim kendirci,timuçin esen,tuba büyüküstün...</span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">evet arkadaşlar burada en sevdiğiniz ünlüleri paylaşabilirsiniz...</span></div></span><br />
<br />
<span style="color: #800080;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">benim en sevdiğim ünlüler pelin karahan,aslı enver,ibrahim kendirci,timuçin esen,tuba büyüküstün...</span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Volkan  Geldi,İfot Gitti]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=437</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 12:35:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=437</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #32CD32;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">VOLKAN GELDİ İFOT GİTTİ</span></div></span><br />
<br />
                      <span style="text-decoration: underline;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #800080;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img src="http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/LiveImages/YeniFotoAnaliz/29AGUS%2048%20SAAT/VOLKAN.JPG" border="0" alt="[Resim: VOLKAN.JPG&#93;" /><br />
<br />
&#8220;Avrupa Yakası&#8221;nda İfot&#8217;u canlandıran Hümeyra alacağı zammı öğrenmek için yapımcılarla görüşmeye gittiğinde &#8220;Bu sezon dizinin kadrosunda yoksunuz&#8221; cevabını aldı. Milliyet'in haberine göre Hümeyra ile atıştığı için diziden ayrılan Ata Demirer&#8217;in döneceği öğrenildi. Ardından Hümeyra&#8217;nın kendi isteğiyle diziden ayrıldığı haberleri gündeme geldi. Ancak Hümeyra&#8217;nın ayrılmadığı, Ata Demirer&#8217;in diziye geri gelmesi nedeniyle kadrodan çıkarıldığı ortaya çıktı. Bu sezon alacağı zammı konuşmak için yapımcılarla görüşmek isteyen Hümeyra, beklemediği bir cevap aldı. Usta oyuncuya &#8220;Bu sezon dizinin kadrosunda yoksunuz&#8221; denildi.Hümeyra&#8217;nın kadrodan çıkarılmasına en büyük tepkiyi Tolga Çevik gösterdi. Usta oyuncuya yapılanı etik bulmayan Çevik, &#8220;Hani biz bir aileydik&#8221; deyip dizinin kadrosundan ayrılmaya karar verdi. Hümeyra ise &#8220;Bu konuyla ilgili ne eğri ne doğru hiçbir şey konuşmak istemiyorum. Gerek yok, sadece onları Allah&#8217;a havale ediyorum. Hani futbolcuların bir lafı var ya, &#8216;Önümüzdeki maçlara bakıyoruz&#8217; diye... Ben de önümdeki maçlara bakıyorum. Benim için &#8216;Avrupa Yakası&#8217;nda olmamak hayırlı oldu. Üzülmüyorum, çünkü yeni bir reklam filmi çekiyorum, yeni bir diziye başlıyorum. Bu sefer çok doğru düzgün bir yapımcıyla çalışıyorum&#8221; dedi.</span></div></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #32CD32;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">VOLKAN GELDİ İFOT GİTTİ</span></div></span><br />
<br />
                      <span style="text-decoration: underline;"><span style="font-style: italic;"><span style="color: #800080;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><img src="http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/LiveImages/YeniFotoAnaliz/29AGUS%2048%20SAAT/VOLKAN.JPG" border="0" alt="[Resim: VOLKAN.JPG]" /><br />
<br />
&#8220;Avrupa Yakası&#8221;nda İfot&#8217;u canlandıran Hümeyra alacağı zammı öğrenmek için yapımcılarla görüşmeye gittiğinde &#8220;Bu sezon dizinin kadrosunda yoksunuz&#8221; cevabını aldı. Milliyet'in haberine göre Hümeyra ile atıştığı için diziden ayrılan Ata Demirer&#8217;in döneceği öğrenildi. Ardından Hümeyra&#8217;nın kendi isteğiyle diziden ayrıldığı haberleri gündeme geldi. Ancak Hümeyra&#8217;nın ayrılmadığı, Ata Demirer&#8217;in diziye geri gelmesi nedeniyle kadrodan çıkarıldığı ortaya çıktı. Bu sezon alacağı zammı konuşmak için yapımcılarla görüşmek isteyen Hümeyra, beklemediği bir cevap aldı. Usta oyuncuya &#8220;Bu sezon dizinin kadrosunda yoksunuz&#8221; denildi.Hümeyra&#8217;nın kadrodan çıkarılmasına en büyük tepkiyi Tolga Çevik gösterdi. Usta oyuncuya yapılanı etik bulmayan Çevik, &#8220;Hani biz bir aileydik&#8221; deyip dizinin kadrosundan ayrılmaya karar verdi. Hümeyra ise &#8220;Bu konuyla ilgili ne eğri ne doğru hiçbir şey konuşmak istemiyorum. Gerek yok, sadece onları Allah&#8217;a havale ediyorum. Hani futbolcuların bir lafı var ya, &#8216;Önümüzdeki maçlara bakıyoruz&#8217; diye... Ben de önümdeki maçlara bakıyorum. Benim için &#8216;Avrupa Yakası&#8217;nda olmamak hayırlı oldu. Üzülmüyorum, çünkü yeni bir reklam filmi çekiyorum, yeni bir diziye başlıyorum. Bu sefer çok doğru düzgün bir yapımcıyla çalışıyorum&#8221; dedi.</span></div></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En Populer Oyuncular]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=436</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 12:32:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=436</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img477.imageshack.us/img477/4641/oyunculartx9.jpg" border="0" alt="[Resim: oyunculartx9.jpg&#93;" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">bir sitede görmüştüm paylaşıyım dedim bakın orada 9.sırada da timuçin esen var ama bence 1. sırada olmalıydı</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img477.imageshack.us/img477/4641/oyunculartx9.jpg" border="0" alt="[Resim: oyunculartx9.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">bir sitede görmüştüm paylaşıyım dedim bakın orada 9.sırada da timuçin esen var ama bence 1. sırada olmalıydı</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni sezona yeni aşıklar yakışır...]]></title>
			<link>http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=435</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 09:27:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator>timim</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.timucinesen.org/showthread.php?tid=435</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img74.imageshack.us/img74/866/posta01092008fg1kb8.jpg" border="0" alt="[Resim: posta01092008fg1kb8.jpg&#93;" /><br />
<br />
Yeni sezona yeni aşıklar yakışır... <br />
Hani hep derim; 'Şu oyuncular kendini biraz özletmeyi bilse' diye... İşte Sanem Çelik, bu konuda en başarılı olanlardan biri kesinlikle... Aliye ile kariyerinin zirvesine tırmanan Sanem Çelik, özel hayatındaki bazı olaylardan dolayı sıkıntılı günler yaşamıştı. Uzun süredir ortalarda görünmeyen Çelik, bu süreçte ekrana çıkmadı, haber olmadı... Bildiğimiz kadarıyla Amerika'daydı. Belki buralardaydı, kim bilir ama yüzünü özletmeyi başardı. Belki de bu yüzden yeni bir projeyle ekrana döneceğini duymak beni heyecanlandırdı. Hele bir de Timuçin Esen'le başrolleri paylaşacağını duyunca daha bir gaza geldim, ne yalan söyleyeyim. 'Hırsız Polis' ardından beyazcamdan uzak kalmayı tercih eden Esen'in de başarılı oyunculuğunu fazlasıyla özlemiştik. <br />
<br />
İşin ilginç yanı yeni sezonda farklı çiftler izleyeceğiz ekranda... Özcan Deniz ve Meltem Cumbul, Erkan Petekkaya ve Ayça Varlıer, Kıvanç Tatlıtuğ ve Beren Saat, son olarak da Sanem Çelik ve Timuçin Esen... Yeni aşklar, yeni ayrılıklar... Bakalım bu yılın favori aşkını kim yaşayacak, hangi çift bizleri ekran başına kilitleyecek? Bana kalırsa bu yılın çifti Sanem ve Timuçin olur, siz ne dersiniz?<br />
<br />
<a href="http://www.takvim.com.tr/tahmaz.html" target="_blank">http://www.takvim.com.tr/tahmaz.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img74.imageshack.us/img74/866/posta01092008fg1kb8.jpg" border="0" alt="[Resim: posta01092008fg1kb8.jpg]" /><br />
<br />
Yeni sezona yeni aşıklar yakışır... <br />
Hani hep derim; 'Şu oyuncular kendini biraz özletmeyi bilse' diye... İşte Sanem Çelik, bu konuda en başarılı olanlardan biri kesinlikle... Aliye ile kariyerinin zirvesine tırmanan Sanem Çelik, özel hayatındaki bazı olaylardan dolayı sıkıntılı günler yaşamıştı. Uzun süredir ortalarda görünmeyen Çelik, bu süreçte ekrana çıkmadı, haber olmadı... Bildiğimiz kadarıyla Amerika'daydı. Belki buralardaydı, kim bilir ama yüzünü özletmeyi başardı. Belki de bu yüzden yeni bir projeyle ekrana döneceğini duymak beni heyecanlandırdı. Hele bir de Timuçin Esen'le başrolleri paylaşacağını duyunca daha bir gaza geldim, ne yalan söyleyeyim. 'Hırsız Polis' ardından beyazcamdan uzak kalmayı tercih eden Esen'in de başarılı oyunculuğunu fazlasıyla özlemiştik. <br />
<br />
İşin ilginç yanı yeni sezonda farklı çiftler izleyeceğiz ekranda... Özcan Deniz ve Meltem Cumbul, Erkan Petekkaya ve Ayça Varlıer, Kıvanç Tatlıtuğ ve Beren Saat, son olarak da Sanem Çelik ve Timuçin Esen... Yeni aşklar, yeni ayrılıklar... Bakalım bu yılın favori aşkını kim yaşayacak, hangi çift bizleri ekran başına kilitleyecek? Bana kalırsa bu yılın çifti Sanem ve Timuçin olur, siz ne dersiniz?<br />
<br />
<a href="http://www.takvim.com.tr/tahmaz.html" target="_blank">http://www.takvim.com.tr/tahmaz.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>